Altay Dilleri Teorisiyle İlgili Bilmeniz Gereken 10 Önemli Bilgi

Altayistik, Altay dilleri teorisi kapsamında Altay dilleri adıyla, dar olarak üç (Türk, Moğol, Mançu dahil Tunguz), geniş olarak bunlarla birlikte Kore ve kısa bir süreden beri Japon dilinin de yeniden katılması ile, kastedilen beş dilini karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim alanıdır. Altay dilleri bilim alanına Altayistik, bu bilim alanıyla uğraşanlara da Altayist denildi. (Ahmet Bican Ercilasun, Başlangıçtan Günümüze Türk Dili Tarihi, Akçağ Yayınları, Ankara 2010, s. 17.)

Altay Dilleri Teorisi

Altay Dilleri Teorisi

Altay Dilleri Teorisi Nedir?

Türk, Moğol, Mançu, Tunguz, Kore ve Japon dillerinin ortak bir kökten çıktığını ve bunların akraba olduğunu kabul eden teorinin adıdır. Teoriye göre ortak bir ana dilden inen farazî bir dil biliniyordu ancak bir adı yoktu; akrabalık teorisine inananlar bu farazî dile Altay dili (Altayca) adını verdiler. Altay dilinden ayrılarak bağımsız diller haline gelen diller topluluğuna da “Altay Dilleri Ailesi” adı verildi.
Başta Ramstedt olmak üzere, Németh, Gombocz, Kotwicz, Aalto, Poppe, Pritsak, Menges vd. bilim adamlarının katkılarıyla geliştirilen bu kuram, esas olarak Altay dilleri arasındaki ses denkliklerine dayanır.

Altayistik ve Altayist Terimlerinin Teorideki Anlamları

Karşılaştırmalı Altay Dilleri bilim alanına Altayistik, bu bilim alanında uğraşanlara da Altayist denilmektedir.

Altayistik Çalışmaları Ne Zaman Başladı?

Altay dilleri teorisinin başlangıcı 18. Yüzyılın otuzlu yıllarına dek gider. Teori bir disiplin haline gelmeden önce Altay dilleri, Ural dilleriyle ve başka dillerle birlikte ele alınmıştır. 19. Yüzyılın sonlarından itibaren Altay dilleri sınıflandırılmıştır. Altay dilleri teorisi 18. yüzyılın sonlarında Avrupalı, dilbilimciler tarafından ortaya atılmış bir görüştür. Johann Philipp Tabert von Strahlenberg’in kuzey-doğu Avrupa ile Sibirya’nın bir kısmında konuşulan bu diller için yaptığı tasnif teorinin çekirdeğini oluşturmuştur. Tatar adını verdiği bu 32 dil ve lehçeyi altı gruba ayırdı. Hatalı olmasına rağmen tarihi değeri bakımından önemlidir. Bugün yapılan müstakil çalışmalarla bu dillerin akraba diller olduğu ispatlanmıştır. Bu alanda çalışmalar halen devam etmektedir.

Altay Dilleri Üzerine Çalışan Altayistler

Von Stranhlanberg, J. Remusat, W. Schott, M. A. Castren, O. Böhtlingk, V. Thomsen, J. Budenz bu teoriyi savunan dilcilerdir. Bu teoriyi savunan ve bu alanda çalışmalar yapan diğer dilciler, N. Poppe, P. Aalto, D. Sinor, K. Menges, J. Benzin, G. Clauson, L. Ligeti, Sh. Hattori, K. Katona, O. Pritsak. A. Von. Gabain gibi dilciler bu sahada tanınmış yabancı dilcilerdir. Türk bilim insanlarından başta T. Tekin, A. Temir, R. R. Arat, O. N. Tuna, Ş. Tekin olmak üzere, T. Gülensoy, A. B. Ercilasun, O. F. Sertkaya, A. Gül Sertkaya, F. S. BarutçuÖzönder, L. Karahan, G. Karaağaç, G. Gülsevin, A. Buran, F. Kirişçioğlu, A. Günşen, M. Öner, C. Alyılmaz, O. Mert, B. Gül, F. Ersoy, Y. Kartallıoğlu gibi tanınan Türkiyede’ki dilciler de Altay dilleri üzerine çalışmalar yapmışlardır.
Türk bilim dünyasında, Ahmet Temir, “Ural-Altay ve Altay Dilleri”, Osman Nedim Tuna, “Altay Dilleri Teorisi”, Talat Tekin, “Altay Dilleri Teorisi” ve gibi çalışmalarıyla bu teoriye katkıda bulunmuş ve bu teoriyi savunan araştırmacılardır.

Altay Dilleri Teorisine Altayist ve Mongolist Tuncer Gülensoy’un Katkıları

Prof. Dr. Tuncerr Gülensoy - Altayistik Monolistik Halkbilimi

Prof. Dr. Tuncerr Gülensoy – Altayistik Monolistik Halkbilimi

Tuncer Gülensoy, Altay dil birliğine inanan Türkçe, Moğolca, Mancu-Tunguzca, Korece ve Japonca’nın akraba diller olduğunu savunan ve bu alanda birçok çalışma yapmış bir bilim insanıdır. Ayrıca Gülensoy, Türkçe ve Moğolca arasındaki benzerlikler, “ses, şekil kelime kökenleri, isim, kültür, efsane, mitoloji, destan ve töre”, üzerinde durmuş birçok benzerlik ortaya çıkartmıştır. Gülensoy Göktürk Anıtlarını Ana Altaycanın ses ve şekil bakımından karşılaştırmalı olarak anlatmış, yine Doğu Anadolu

Altay Dilleri Teorisi

Altay Dilleri Teorisi

Ağızlarında görülen bazı ses ve şekil özelliklerinin Altayistik açıdan değerlendirmiş, Altay Dillerindeki birçok akrabalık adlarının ortak olduğunu ortaya koymuştur. Gülensoy, Moğolların ikinci önemli eseri olan “Altan Topçi”yi Türkçeye çevirmiştir. Gülensoy, Moğolca ile ilgili birçok çalışmanın yanında Moğol Halk Bilimi ile ilgili olarak da çeşitli çalışmalar yapmıştır. Gülensoy, yaptığı çalışmalarda, Türklerde ve Moğollarda ortak olan kültür, örf ve anane, mitoloji, efsane, askerlik sanatı, inanç ve kişi adları bakımından benzerlikleri ortaya koymuş; bu iki millettin dil ve kültürlerindeki benzerliklerin tesadüf olmadığını ispatlamıştır.

Altay Dilleri Arasında Yakınlık Durumuna Göre Ayrı Bakış Açısına Sahip Altayistler

Türk, Moğol ve Mançu-Tunguz dilleri arasındaki yakınlığın, genetik akrabalıktan kaynaklandığı görüşü ilk olarak Strahlenberg tarafından ortaya atılmıştır. Genetik akrabalığın reddi ise 1820’de Rémusat ile başlamıştır. İki buçuk asrı geçen süre içerisinde K. Grønbech, J. R. Krueger, Clauson, Doerfer, Benzing, Şçerbak ve Róna-Tas gibi isimler genetik akrabalığı reddetmişlerdir. Ramstedt, Németh, Poppe, Aalto ve Baskakov gibi araştırmacılar ise genetik akrabalığı savunmuşlardır. Türkiyeli Türkologlar da, başta Talat Tekin, Osman Nedim Tuna ve Tuncer Gülensoy, adı geçen diller arasında genetik akrabalığın söz konusu olduğu görüşünde genellikle birleşmiş görünmektedirler.

Altay Dillerinin Başlıca Ortak Özellikleri

  1. Aile içinde yer alan dillerin hepsi de eklemeli dillerdir.
  2. Türetme ve çekimde hep son ekler kullanılır. Bu dillerde ön ek sistemi yoktur.
  3. Altay dillerinde cinsiyet de yoktur. Bu nedenle kelimeler şekil değişikliğine uğramaz.
  4. Sayı sıfatlarından sonra gelen adlar genellikle teklik biçimindedir: iki el, üç ev, beş oda gibi.
  5. Altay dilleri eklemeli dil yapısında olduğundan kelime kök ve gövdeleri sabittir. Türetme yeni eklerle yapılır. Zengin bir ek sistemi vardır.
  6. Diller arasında, aynı kökten kaynaklanmış ortak ekler vardır. Bu özellikle Moğolca ile Türkçe arasında daha belirgindir.
  7. Cümle yapısı bakımından özne fiilden önce gelir ve genellikle baştadır. Fiil cümlenin sonundadır. Ad ve sıfat tamlamalarında, belirten belirtilenden önce gelir.
  8. r/z ve ş/l ses denklikleri.
  9. Altay dillerinde ünlü uyumlarının varlığı.
  10. Altay dillerinin hiçbirinde kelime başında r, l ve n ünsüzleri bulunmaz. Türkçe ve Moğolcada f fonemi yoktur.

Altay Dillerine İnanan Altayistler Bu dillerin Yaşı Üzerinde Durmuştur

Altay dilleri teorisine inanan araştırmacılar, bu dillerin yaşı üzerinde de durmuşlardır. Bugün, Altay dil ailesi içinde düşünülen dillerin Ana Altay dilinden ne zaman ayrıldıkları hususunda, bilim adamlarınca çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Ramstedt’e göre Tunguz, Kore, Moğol ve Türk dilleri ve halkları M.Ö. 4000 yılında birbirinden ayrılmıştır. Ligeti, bu tarihi M.Ö. 3000- 2000’lere götürmüştür. Altay dillerinin yaşlarıyla ilgili yukarıdaki ve benzeri görüşler ileri sürülse de aslında bu dillerden günümüze ulaşan yazılı belgelerin geçmişleri hiç de eskilere dayanmamaktadır. Moğolcanın en eski yazılı belgesi, 1225 tarihli Yesunke Taşı’dır. Moğolların Gizli Tarihi adıyla dilimize çevrilen Mongolun Niguça Tobça’an ise 1240 yılından kalma bir eserdir. Bir diğer eski Moğol kaynağı Altan Tobçi ise, 16. yüzyıla aittir. Tunguzca’nın en eski belgeleri 1413 ve 1433 tarihlidirler. Korece’nin en eski yazılı belgesi ise, 1443 tarihlidir. Altay dilleri arasına son yıllarda dahil edilen Japoncanın en eski yazılı belgesi 712 yılından kalma Nihan Şoki’dir. Tekin, Türkçenin, tarihi bilinen en eski yazıtı kabul edilen Çoyr yazıtının 687-692 yılları arasında dikildiğini düşünmektedir.

Altay Dilleri Teorisi ile İlgili Yararlanılabilecek Kaynaklar

Aalto, P. (1969). “Uralisch and Altaisch”, UAJb 41, 323-34.
Benzing, İ. (1953). Einführung in das studium der Altaischen.
Boeschoten, H. (1998). Philologie und der Turkologie, Wiesbaden.
Caferoğlu, A. (1984). Türk Dili Tarihi I, II, İstanbul.
Choi, Han-Woo (1989), Türkçe ile Korecenin Karşılaştırmalı Morfolojisi, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Ankara.
Clauson, Sir G. (1956). “The Case Against the Altaic Theory”, CAJ 2, 181-187.
Demir, Nurettin, Yılmaz Emine, (2003). Türk Dili El Kitabı, Grafiker Yay., Ankara
Doerfer, G. (1963). Türkische und Mongolische Elemente im Neupersischen, Wiesbaden.
Doerfer, G. (1976). “Proto-Turkic: Reconstruction Problems”, TDAYB, 1-50.
Doerfer, Gerhard, (2003). “Akraba Olmama Kanıtlanabilir mi? –Altay Dilleri Sorunu”, (Çev. Faruk Gökçe), Türkbilig 5, s. 157-168.
Ercilasun, Ahmet B., (2004). Başlangıçtan Yirminci Yüzyıla Türk Dili Tarihi, Akçağ Yay., Ankara.
Ersoy, Feyzi, (2008). Türk-Moğol Dil İlişkisi ve Çuvaşça, G.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara. (Yayımlanmamış Doktora Tezi)
Faensen, J. (1983), Sprachen in der UdSSR, Osnabrück.
Gombocz, Z. (1912). Die bulgarischtürkischen Lehnwörter in der ungarischen Sprache, Helsinki.
Gülensoy, Tuncer, (2000). Altayistic, Mongolistic and Anatolian Dialects. Hasan Eren Armağanı, Ankara: TDK Yayınları, s.190-195.
Gülensoy, Tuncer, (2000). Türkçe El Kitabı, Akçağ Yay., Ankara.
Gülensoy, Tuncer, (2013). Türkçe ile Moğolca İlişkileri. Prof. Dr. Leyla Karahan Armağanı, Ankara: Akçağ Yayınları, s. 515-532.
Johanson, L. -Éva Á. Csató (1998). “The Speakers of Turkic Languages”, The Turkic Languages, London-New York, 1-16.
Katzner, Kenneth, (2005). The Languages of the World, London and New York.
Kaymaz, Z., (2005). Prof. Dr. Tuncer Gülensoy ve Altayistik. Erciyes Dergisi, Tuncer Gülensoy Özel Sayısı, Kayseri: Yıl:28, Sayı 331, s. 27.
Meier, G. E. -Barbara Meier (1979). Handbuch der Linguistik und Kommunikationswissenschaften  Band 1, Sprache, Sprachentstehung, Sprachen, Berlin.
Menges, K. H. (1968). The Turkic Languages and Peoples: An Introduction to Turkic Studies, Wiesbaden.
Miller, R. A. (1971). Japanese and Other Altaic Languages. Chicago, London.
Miller, R. A. (1975). “Japanese-Altaic Lexical Evidence and the Proto-turkic ‘Zetacism- Sigmatism’”, Researches in Altaic Languages, Budapest.
N. Pople, Introduction to Altaic linguistics, Wiesbaden 1965. s. 146.
Németh, J. (1912). “Die Türkisch-Mongolische Hypothese”, ZDMG 71, 549-576.
Poppe, N. (1957). Introduction to Altaic Linguistics, Wiesbaden.
Poppe, N. (1960). Vergleichende Grammatik der altaischen Sprachen, Teil 1. Vergleichende Lautlehre, Wiesbaden.
Poppe, N. (1977). “The Problem of Uralic and Altaic Affinity”, Altaica, Helsinki.
Ramstedt, G. J. (1957). Einführung in die altaische Sprachwissenschaft. 1. Lautlehre, Helsinki.
Róna-Tas, A. (1986). Language and History. Contributions to Comparative Altaistics, Szeged.
Róna-Tas, A. (1991) An Introduction to Turkology. Szeged.
Róna-Tas, A.,( 1986). “Did the Proto-Altaic People Know the Stirrup?”, Language and History, Szeged, s. 50-53.
Róna-Tas, A., (1991), An Introduction to Turkology, Szeged 1991, Studia Uralo-Altaica 33. Ruhlen, Merritt, A Guide to the Wold’s Language, California.
Schönig, C., “A new attempt to classify the Turkic Languages 1-3. “Turkic Languages, I-1, 1997, 118-161; I-2, 1997, 262-277; II-1, 1998, 130-151.
Sertkaya, A. G., (2014). Moğolca’dan Türkçe’ye ve Türkçe’den Moğolca’ya Geçen Kelimelerin Sistematiği ve Bu Alınçlamalar Üzerinde Yapılan Çalışmalar. Türk-Moğol Araştırmaları Çalıştayı, (24 Ekim), Ankara: Gazi Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Merkezi.
Sertkaya, O. F., (2012). Türkiye ve Mongolistik. Gazi Türkiyat, Güz 2012/11, s. 1-10.
Strahlenberg, J. von (1730). Das nord-und östliche Theil von Europa und Asia. Stockholm.
Talat Tekin, Makaleler 1, Altayistik, s. 73-86, Ankara 2003.
Tekin, T. (1976), “Altay Dilleri Teorisi, Türk Dünyası El Kitabı, Ankara. S., 118-130.
Tekin, T. (1989). “Türk Dil ve Diyalektlerinin Yeni Bir Tasnifi”, Erdem 5, 141-168.
Tekin, T., (2003). Altay Dilleri Teorisi, Makaleler-1 Altayistik. (hzl. Emine YILMAZNurettin DEMİR), Ankara: Grafiker Yayınları, s.73-86.
Temir, A., (1955). Türkçe İle Moğolca Arasındaki İlgiler. Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, Cilt XIII, Sayı: 1-2 Mart-Haziran. s. 1-25.
Temir, A., (1986). Moğolların Gizli Tarihi. Ankara. TTK Yayınları.
Temir, A., (1992). Ural-Altay ve Altay Dilleri. Türk Dünyası El Kitabı, 2. Cilt, 2. Baskı Ankara. s. 3-6.
Temir, A., (1998). Moğolca ile Türkçe İlişkileri. TDAY-Belleten, Ankara: TTK Basım Evi. 1994, s.295-300.
Tuna, O. N. (1992), “Altay Dilleri Teorisi”, Türk Dünyası El Kitabı, İkinci cilt, Dil-Kültür-Sanat, 2. baskı, Ankara 7-58.
Tuna, Osman Nedim, (1972). Osmanlıcada Moğolca Ödünç Kelimeler. I. Türkiyat Mecmuası, C. XVII, İstanbul: s. 209-250.
Tuna, Osman Nedim, (1992). “Altay Dilleri Teorisi”, Türk Dünyası El Kitabı, TKAE Yay., 2. Baskı, C. 2, Ankara, s. 7-58, Ankara.
Yılmaz, E. (1997), Çuvaşça Çok Zamanlı Ses Bilgisi, TDK, Ankara.
Yılmaz, Emine, Demir, Nurettin, “Ural-Altay ve Altay Dil Teorisi”, Türkler, C. 1, s. 393.

Uluslararası Daimi Altay Konferansı’nın (PIAC) Tarihi ve İşlevi

Bilindiği gibi PIAC, Altay ve İç Asya çalışmalarıyla ilgilenen araştırmacıların gayriresmî toplantısıdır. PIAC’ın açılımı, Permanent International Altaistic Conference yani Uluslararası Sürekli Altayistler Konferansıdır. Altay; Türk, Moğol ve Mançu-Tunguz dil aileleri ve halkları ile bu halkların konuştuğu dilleri ifade etmektedir. Yaklaşık iki yüz yıl önce dil araştırmaları ile başlayan, daha sonra tarih, arkeoloji, sanat ve kültür alanlarıyla genişleyen Altay toplulukları ile ilgili çalışmalar, ‘Altayistik’ olarak adlandırılmıştır. Altayistik, zamanla doğu bilimleri (orientalistic) içinde bağımsız bir alan hâline gelmiştir. PIAC Altay toplulukları ile ‘etno-linguistik’ ilişki olduğu düşünülen Kore ve Japon halkları üzerine çalışan araştırmacıların da yer aldığı bir platformdur. Bu toplantılarda Altay toplulukları ile Japon ve Kore halklarının dil, tarih, ve kültürleri üzerinde araştırmalar yapan çeşitli uluslara mensup bilim adamları bir araya gelmekte, bilimsel konuları tartışmakta, fikir alışverişinde bulunmaktadırlar.

Toplantı Yerleri: 1957 yılında 24. Uluslararası Doğubilimcileri Kongresi’nde alınan karar gereğince kurulan PIAC’ın ilk toplantısı 1958 yılında, o zamanki adıyla Batı Almanya’nın Mainz şehrinde, ikincisi yine Batı Almanya’da, Liebenstein’de yapılmıştır. PIAC, 1958’den 2004 yılına değin aralıksız olarak düzenlenmiştir. PIAC toplantısının yapıldığı ülkeler arasında Amerika Birleşik Devletleri, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Almanya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İtalya, Macaristan, Türkiye vd. yer almaktadır. Son on PIAC toplantısının yapıldığı yerler sırasıyla şu şekildedir: 38-Kawasaki, Japonya, 39-Szeged, Macaristan (1996), 40- Provo, Utah, ABD (1997), 41-Helsinki, Finlandiya, 42-Prag, Çek Cumhuriyeti, 43-Chateau Pietersheim, Belçika, 44- Walberberg, Almanya, 45-Budapeşte, Macaristan, 46-Ankara, Türkiye, 47-Cambridge, İngiltere. Bu toplantıların belirli ülkelerde iki kez yapıldığı, kimi Altay ülkelerinde ise hiç yapılmadığı dikkati çekmektedir.


Bir yorum yazın



1 Yorum Var


  1. TUNCER GÜLENSOY dedi ki:

    MEHMET BİLGEHAN’I KUTLARIM, GÜZEL BİR MAKALE OLMUŞ.

İçindekiler