Dil Nedir?

Dil temelde insanlar arasında anlaşmayı sağlayan en etkili iletişim aracıdır.

Dil tabiî (doğal) bir varlıktır

Dilin tanımını yapmadan önce, “varlık” kavramı üzerinde durmakta yarar var. “Varlık” dediğimizde iki tür varlığı kastederiz:

  1. Tabiî (Doğal) varlık,
  2. Sun’i (yapay) varlık

Tabiî (Doğal) varlık, insan tarafından tasarlanmamış, yaratılmamış varlıklardır, yani insan gibi yaratılmış varlıklardır.

Sun’i (yapay) varlık, , insan tarafından tasarlanıp yapılan varlıklardır.

Kendisi de bir tabiî (Doğal) varlık olan insan herhangi tabiî (Doğal) varlık kavramına ait tam ve eksiksiz bir tanım ortaya koyamaz. Ancak her tanım o varlığın farklı bir yönüne açıklık getirebilir.

İnsan kendi yarattığısun’i (yapay) varlıkları, kendi tarafından tasarlayıp yaptığı varlıkları tam ve eksiksiz olarak tanımlayabilir.

Bu nedenle; tabiî (doğal) bir varlık olarak yaratılan dilin doğru ve eksiksiz bir tanımını yapmak mümkün değildir. Hiçbir tanım, dilin doğuşunu, sınırlarını, içeriğini ve kapsamını tam olarak belirleyemez.

Her yapılan araştırma ancak; dile ait bazı özelliklere önemli katkı sağlayabilir; ama dilin bütün özelliklerini ortaya koyan tam ve eksiksiz bir tanım yapılamaz. Bütün tabiî varlıkların tanımı için bu zorluk vardır.

Yine önemle ve vurgulayarak belirtmeliyiz, farklı yönleri düşünülerek bilim insanları tarafından dil, çeşitli şekillerde tanımlanmıştır.

O halde tabiî(doğal) varlık olan dilin bilim adamları tarafından yapılmış tanımları vardır:

Gelin bu tanımlara beraberce göz atalım.

Dilin Tanımları

Dil Nedir?

Mehmet Kaplan, ”Dil, tıpkı ev gibi bir milletin duygu, düşünce ve hayatının barınağı, korunağıdır… Dilin bütünü milletin evidir. Bin bir odalı bir ev! Buna şehir, ülke demek daha doğru olur. Milletler dillerini tıpkı medeniyetleri gibi korurlar.”

Günay Karaağaç, “Dil, insan oluş maceramızın başlangıç noktasıdır. Kendisi de tabiatın bir parçası olan insanı, tabiatın başka varlıklarından ayıran başlıca özellik, başka yer ve zamanlara ait bu bilgi birikimine, yani tarihe sahip oluşudur. Başka varlıklar gibi “bugünde” ve “burada” yaşamakta olan insanı, bugünden ve buradan götüren “dil”dir.”

Fuat Bozkurt,”“Dil, evreni algılayış ve yansıtmanın ses, sözle göstergesidir. Evren sonsuz ve devingendir. Kişioğlu evreni bilinci ile algılar, dili ile yansıtır. Kişioğlu evreni algılama ve yansıtması ölçüsünde dili güçlüdür. Bu bakımdan dil, kişinin evrene açılan aydınlığıdır “

Ahmet Buran, “Nasıl tanımlanırsa tanımlansın bu tanımların hiçbiri dilin temel işlevinin bilme ve bildirişme olduğu gerçeğini değiştirmez. Tabiî ki bilme ve bildirişme olayı da akıl ve bilinç ile doğrudan ilgili bir olgudur. Kişisel ve toplumsal olarak insanın varlığı algılama biçimiyle ilgilidir… ve … Kendi doğal şartları içinde doğup gelişen bu dillerin, toplumun zihinsel ve sosyo-kültürel dünyası ile sıkı bir bağı vardır. Sesbirim, biçimbirim, sözcük ve cümle gibi dilin temel birimleri bakımından bu diller özgün özelliklere sahiptirler.”

Ferdinand de Saussure,”Dil bir kâğıda da benzetilebilir: Düşünce kâğıdın ön yüzü, ses ise arka yüzüdür. Kâğıdın ön yüzünü kestiniz mi, ister istemez arka yüzünü de kesmiş olursunuz. Dilde de durum aynı: Ne ses düşünceden ayrılabilir, ne de düşünce sesten.”

Edward Sapir, “Dil, yalnızca insana özgü olan; düşüncelerin, duyguların ve isteklerin, istençle (irade göstererek) üretilmiş semboller kullanarak iletilmesini sağlayan ve içgüdüsel olmayan bir yöntemdir.”

Noam Chomsky, “Dil yetisi insanlara özgü bir yetidir. Tüm insanlarda var olan ve başkalarında var olmayan, benzersiz, basit girdilerle zengin ve karmaşık dilleri ortaya çıkartabilen bir yeti. Bu şekilde gelişen dil, bizim ortak biyolojik doğamız doğrultusunda belirlenmiştir, düşünce ve kavrayışa derin bir biçimde nüfuz eder ve doğamızın temel bir bölümünü oluşturur.”

André Martinet, “Bir dil, insan deneyiminin her toplulukta değişik biçimde, anlamsal bir içerik ve sessel bir anlatımla donanmış birimler, yani anlam birimler biçiminde ayrıştırılmasını sağlayan bir bildirişim aracıdır; bu sessel anlatım da, öz niteliği ve karşılıklı bağıntıları bir dilden öbürüne değişiklik gösteren, her dilde belli sayıda olan ayırıcı ve ardışık birimler, yani sesbirimler biçiminde eklemlenir…”

Berke Vardar, Belli bir insan topluluğuna özgü, çift eklemli sesli göstergeler dizgesi. F. de Saussure’ün yaptığı ve birçok dilbilimcinin benimsediği ayrıma göre, dil yetisinin toplumsal ürünü olan dil, bu yetinin bireylerce kullanılabilmesini (bak. söz) sağlayan ve toplumca benimsenmiş olan uzlaşımsal bir düzendir. Hem gösterenlerle gösterilenlerin birleşmesiyle oluşan bir dizge, hem de bu birleşimin ürünü olan göstergelerle bunları oluşturan ve bunların oluşturduğu öğelerin işleyiş kurallaırın içeren düzenektir. Bildirişim sağlamak aracı olarak kullanılan ve doğal diller dışında kalan her türlü göstergeler dizgesi, anlatım yöntemi (örn. sinama dili, arıların dili).”

Muharrem Ergin, “Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabiî (doğal) bir vasıta; kendine has kuralları içinde yaşayıp gelişen canlı bir varlık; milleti bir arada tutan, koruyan ve milletin ortak malı olan sosyal bir kurum; temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış gizli bir anlaşmalar sistemi ve seslerle örülmüş muazzam bir yapıdır.”


Bir yorum yazın


İçindekiler