Dil, öğrenilen değil, edinilen kuşaktan kuşağa aktarılan bir sistemdir.

Dil, öğrenilen değil, edinilen kuşaktan kuşağa aktarılan bir sistemdir.

Dil, öğrenilen değil, edinilen kuşaktan kuşağa aktarılan bir sistemdir.

Dil bir toplumun düşünce yapısını, anlatım yollarını gösteren, onu millet yapan, insanın toplumla en sıkı bağlarını oluşturan, onun bilinçaltına inen kültürün en güç
“Dil, öğrenilen değil, edinilen kuşaktan kuşağa aktarılan bir sistemdir

Aksana göre dil, “Dil bir toplumun düşünce yapısını, anlatım yollarını gösteren, onu millet yapan, insanın toplumla en sıkı bağlarını oluşturan, onun bilinçaltına inen kültürün en güçlü ögesidir. İnsan ana diliyle toplumun bir parçası olur. Bu sebeple yapma bir dilin ana dili olarak benimsenmesi güç, daha doğrusu olanaksızdır.”

Bütün insanların aynı dille anlaşmalarını sağlamak, insanlar arasında kullanılan farklı dilleri ortadan kaldırmak amacıyla Esperanto (Polonyalı Dr. L.L. Zamenhof),Volapük (J.M. Schleyer), Ido (Fransız L. de Beaufront), Universal, Occidental, Bâlîbilen (Mehmet Muhiddin) gibi bazı yapay diller oluşturulmuş ancak insanlığın ırkî ve millî kimlikler açısından farklılıklar arz eden yapısıyla uyuşmadığı için doğal olarak çok yaygın bir kullanım alanı kazanamamışlardır.

Dil kolektif bilinci oluşturduğu, ortak aklın ürünü olduğu gibi ortak millî hafızanın da yapıcısı, ortak millî hafızanın kendisidir. Türk milletine mensup insanların nesnelere ve eylemlere verdikleri isimler bu ortak bilinçle ortak hafızayla bütün Türk toplulukları arasında hemen hemen aynıdır benzerdir.


Bir yorum yazın


İçindekiler