Dilin temeli sestir.

Bir çocuğun beş yüz farklı sesi ayırt edebilmesi ve gerektiğinde duyduğu sesleri taklit etmesi hançeresini geliştirir.

Bir çocuğu dünyanın neresine götürürseniz götürün o yörede konuşulan dili öğrenme kabiliyetiyle donatılmış olduğundan her türlü dili öğrenme kabiliyeti ile yaratılmıştır.

Çocuk sadece duyduğu seslere ait olan dili öğrenir.

Yeni doğmuş bir çocuğu Çin’e götürün Çince, İngiltere’ye götürün İngilizce, Suudi Arabistan’a götürün Arapça’ öğrenebilir.

Dilin Temeli Sestir

Dilin temeli sestir.

Dilin temeli sestir.

“Dilin temeli sestir ve doğal olarak sözlü anlatım yani, en etkili anlaşma aracıdır.” ilkesi, dilin ikinci özelliğini oluşturur. Ancak sesler tek başlarına bir anlam ifade etmezler. Alfabedeki sesler çıkarıldığında ses değerini gösterirken, yazıda ise harf değerini taşırlar. Sesler yan yana geldiğinde anlamlı küçük birlikler olan kelimeleri (sözcükleri) oluşturduklarında bir şey ifade ederler.

Doğuştan bebekler dil kullanma yeteneğine sahiptirler ve her birimizin zihninde dili öğrenmeyle ilgili kalıplar var. Çocuk yaştan itibaren bu sebeple dili öğrenebiliyoruz. Yeni doğmuş bir çocuk beş yüze yakın sesi ayırt edebiliyor.

Biz Türkçeyi konuşurken otuza yakın ayrı sesle konuşuyoruz. Yeni doğmuş çocuk beş yüze yakın ayrı sesi duyabiliyor. Diğer dünya dillerinde ses sayısı değişebilmektedir.

Bazı dillerde birden fazla “b” sesini bulabilirsiniz. Örneğin Çince tonlama ve vurgu bakımından zengin bir dil olduğu için çok fazla ses kullanımına sahiptir.

Bir beceri olarak dilin ses ögelerini kullanırken, etkili bir ses kullanımı son derce önemlidir. “Etkili bir konuşma sesi neye bağlıdır, etkili konuşma sesine nasıl sahip olabiliriz?”

Tabii bunun için öncellikle kendi sesinizi tanımanız gerektiğini vurgulamak zorundayım. Kendi sesinizi tanımadıkça, sesinizi etkili bir sese kavuşmanız mümkün değildir.

İnsan sesi ses ve ses organlarının uyum içerisinde çalışması ile gerçekleşir. İyi bir konuşma sesine sahip olmak için önce akciğerlerin, solunum kaslarının ve solunum sistemini oluşturan diğer kasların sağlıklı olması gerekir. Yine işitme organımızın yani kulağımızın da iyi duyması gerekir. Elbette ruh haliniz de önemlidir.

Dilin Seslerin Boğumlanmasının Önemi

Dilin belli bir ses dizgesine sahip oluşu, dil seslerinin oluşumu, dil seslerinin belli bir düzen dâhilinde bir araya gelerek anlam yükü taşıması gibi durumlar dilin öz niteliklerini oluşturur. Dil seslerinin oluşturduğu düzen, başka bir ifadeyle dil seslerinin sıralanışı, sesler arasındaki uyum kuralları, bir dilin ses dizgesinin temel ögelerindendir. Ayrıca her dilin kendisine ait sesleri olduğundan, diller kendi seslerinin çeşitliliği bakımından nitel ve nicel farklılıklara sahiptir. Dillerin ses dizgesinin, ses çeşitliliğinin ayırıcı nitelikte oluşu, dillerin temel niteliklerinden sayılır. Bir dilin ünlü ünsüz sayısı, ünlü ve ünsüz seslerin özellikleri bir başka dile göre tamamen farklı oluşuyla birlikte, her dildeki ünlü ve ünsüzlerin sıralanışı, ses dizimi kuralları dilin fonetik temel nitelikleri arasındadır.

Dil seslerinin oluşumunda her toplum kendi sesleme alışkanlıklarını kazanır ve bu durum geleneksel bir şekilde devam eder. Toplumların sesleme alışkanlığının temelde aynı oluşu, yani seslerin boğumlama yerleriyle bürünsel özelliklerinin toplumun bütün bireylerinde anlaşılır derecede ortak oluşu dilin bir anlaşmalar dizgesi olduğunun göstergesidir.

Ses bir kavramı “gösteren” ögedir

“Masa”, “kalem”, “kâğıt” gibi somut anlamlı cins isimleri söylediğimizde bunların neden kendi türünden tek bir varlığı gösterdiği gibi kendi türünden bütün varlıkları da zihnimizde bir resim oluşturacak şekilde temsil edilmektedir. Bunların sesleriyle anlamları arasında bir ilişki var mıdır?  Sorusunun cevabı, işte bu nedensizlik ilkesiyle açıklanabilir. Bu nesneye neden bu adların verildiğini açıklayamıyoruz. Burada “gösteren”, “gösterilen” ilişkisi karşımıza çıkmaktadır. Ele almış olduğumuz kelimeyi en küçük yapısına kadar bölelim: “k.i.t.a.p” dediğimizde bu sözcüğü bize veren sesler vardır, işte bu sesler dil terminolojisinde “gösteren” adını almaktadır. Bu gösterenin hemen bizim zihnimizde canlandırmış olduğu “kavram” son derece önemlidir, yani biz bu sesleri yan yana gördüğümüz zaman hemen aklımıza nesne olan kitap geliyorsa… Zihinsel işlem araya giriyorsa, o zaman da “gösterge” kavramı karşımıza çıkar. Gösterge bizim dilimizde anlamı ifade eden sözcükteki en küçük birime verilen kavram olmaktadır.

Diller nesneleri kendi kavramlaştırma özelliklerine göre seslendirir

Bir Alman’ın kavramları adlandırışı ile bir Türk’ün kavramları adlandırışı çok farklı olduğundan bu iki milletin anlaşma aracı olan dilleri de birbirleri farklı olacaktır. Yabancı bir ülkeye gittiğinizde o ülkenin kendi aralarındaki anlaşma dizgesini tanımadığınız için doğal olarak o dili anlamanız da mümkün değildir. Türklerin “taş” diye adlandırdığı nesneye Almanlar “stein”, İngilizler “stone”, Araplar “hacer”, Farslar “seng”, Ruslar ise “kamen” derler. Her millet, varlıkları adlandırma konusunda birbirinden farklı bir ulusal ortak karara sahiptir. Zaten milletleri birbirinden ayıran, milleti millet yapan da varlığı farklı algılama, yorumlama biçimidir.


Bir yorum yazın


İçindekiler