Edebî Dil Nedir?

Edebî Dil

Edebî dil, millî (ulusal) bir dilin gelişmiş biçimidir.

Edebî dil, bir milletin konuşma ve yazı dilinin oluşturduğu kültür dilinin atmosferinde şekillenen bir söyleyiş zemininde bir tarafı ile farazî (itibari) bir tarafı ile hayatın gerçek değerleriyle kaynaşan estetik ve orijinal bir ifade yoludur.

Edebî Dil

Edebî Dil

Edebi dil her zaman kolektif yaratıcı faaliyetin sonucudur. Edebî metinler onu ortaya koyan sanatçısından, yazarından bağımsız değildir. Edebî metinlerde yazar, sözcüğe farklı anlamlar yükleyebilir. Sanatçı; yani yazr bunu, imgeler, benzetmeler, mecazlar aracılığıyla yapar. Sanatçı dili yazdığı metne özgü bir anlamda kullanır.

Edebî metinlerde anlam, metnin bağlamıyla ilgilidir. Bu nedenle sözcükler kullanıldığı yere göre yeni anlamlar kazanır. Edebî dil malzemesi zengin ve gelişmiş bir dildir. Edebî dil olmadan zengin ve gelişmiş bir millî kültürden bahsedemeyiz. Mecaz ve gerçek anlam sınırları, edebî dilin oluşumumda bir başlangıçtır; ancak edebî dilin her zaman mecaz anlamlı kelimelerle kurulacağını düşünmek doğru değildir; edebî metnin bütünlüğü içindeki kelimelerin birbirleri ile ilgileri ve bu ilginin oluşturduğu estetik ortam, edebî dilin teşekkülünü hazırlayan temel unsurlardan biridir.

Duygu ortamı, söyleyiş özellikleri ve çağrışım sistemleri edebî dilin bir başka yüzüdür, daha çok beş duyuya hitap eden ve zaruri ihtiyaçlara cevap veren günlük dilin; ve akla hitap eden bilim dilinin yanında edebî dil, bütün bunları kapsamakla birlikte soyuta, müphemiyete, birden fazla anlam ilişkisine, kurguya, muhatabına göre değişen çağrışım dokusuna, genellikle duygusal ve hayalî iklimlere ve estetik bir dünyaya açılan yorumlara sahiptir. Edebî dilin en belirgin özelliklerinden biri, onun kurmaca ve hayalî dünyada vücut bulmasıdır. Günlük dilin ve ilmî ifadenin en önemli özelliklerinden biri ise, gerçek dünyanın anlam kalıplarına ait önermeler taşımasıdır.

Edebî dil; yazarını ve okuyucusunu birbirine bağlayan ve orijinal bir iletişim sağlayan müşterek bir dokudur. O dokunun içinde, üslup, kelime serveti, kelimelerin birbiri ile olan bağlantıları, konunun ele alınış biçimi, mecazlar dünyası, cümle ve bölümlerin sırası, kurgu dünyası, muhteva ve şekil ilişkileri gibi iççice girmiş hususların tek bir ifadede toplandığı görülür. Bu birliktelik, orijinal bir anlatım ağı örer.

Söz konusu farklılık, tamamıyla dil veya dil unsurlarının farklı biçim ve tarzda kullanılmasından; onlara farklı mana, ses, çağrışım ve duygu değerleri yüklenmesinden; onların yeni ve orijinal terkiplere dönüştürülmesinden kaynaklanır. Edebî dil, dilin alelade bir iletişim vasıtası olmaktan çıkarılıp amaç seviyesine yükseltilmesi ve sanat objesine dönüştürülmesi ile elde edilir.

Şair veya yazar dediğimiz insanlar, sahip oldukları olağanüstü sabır, gayret, hassasiyet, zevk-i selim ve kabiliyetleriyle böyle bir dil terkibinin sanatkârlarıdır.

Hepimizin çok iyi bildiğini zannettiğimiz dil, onların kaleminde dinleyen ve okuyanda heyecan ve hayranlık uyandıran bir güzellik objesine; yani edebiyat sanatına dönüşür.

Tıpkı alelade bir mermer kütlesinin heykeltıraşın elinde nadide bir heykele dönüşmesi gibi. Buradan hareketle diyoruz ki edebî dil, dil içinde bir ‘üst dil’dir.


Bir yorum yazın


İçindekiler