Hikayenin Gücü

Gerçeği yansıtmanın temel unsur olarak belirlendiği, gerçek sanatta önemli olan, birtakım karakterler yoluyla hikaye anlatmak değil, okuyucuya dünya ve ahiret gerçeğini hatırlatmaktır.  

Lev Tolstoy

İlgi çekici ya da dokunaklı bir hikaye, herhangi bir delilden çok daha başka türlü, çok daha derinlemesine etkiler bizi.

Alain
Hikayenin Gücü
Hikayenin Gücü

Hikâyler Dünyamızı Değiştirme Gücüne Sahiptir

Hikâyeler, geleceğe umutla bakmamızı sağlarsa, dünyanın duyduğu hikâyeler umut taşırsa dünya değişir. Hikâye, insanın sınırlarını sürekli değiştirme gücüne sahip… Doğru ve pozitif kurgulanmış hikâyelerle dünyamızı olumlu yönde değiştirebiliriz.
İnsan olarak hepimizin bir diğerine, başka birine hayallerini, düşüncelerini aktarma, bir şey gösterme ve hissettirme yeteneğimiz

Hikâye Sanatın Dillerinden Biridir

Ressamlar bunu fırça darbeleriyle, renk cümbüşüyle yaparak güzellikleri, tabiat manzaralarını gösterirler. Şairler duygunun diliyle, bize aşkı, sevgiyi, mutluluğu, umudu yaşatırlar. Hikâyeler de insana yeni ufuklar açar. Hikâyeler, insanın hayallerini renklendirir. Hikâyeler hayallere daha derin dalmamızı sağlar.

Hikâyeci gelecekle ilgili güzel şeyler hayal etmelidir.

Bu hayaller hikâyelerde renklendirilmelidir. Bir hikâyede hayal ederken o hayal dalgalanır, hikâyenin odak dalgası, hayal dalgası, bu dalga okuyan ya da dinleyenleri aynı konu, aynı olay ya da durum etrafında zihinsel manada bir ortak bilince uyumlar, o an birbirimize bağlanırız. Bir hikâyenin yaydığı bu dalgada hemhal olur, birlikte hayal kurarız. Bu hayal, umuttur, geleceği çizecek ve yaratacak duadır.

Hikâyeler Farklı Dünyanın İnsanlarını Aynı Hayalde Birleştirme Gücüne Sahiptir

Hikâyeler farklı dünyaların insanlarını bir araya getirerek, aynı hayalde birleştirerek insanları aynı akordun notalarıyla sekronize eder. Hikâyelerde birleşip barış ve huzur içerisinde çözümlenmiş bir hayalin yarattığı enerjik dalgada yürüyebiliyoruz.

Hikâyeler Hayatımızın Farklı Noktalarını Birleştirir

Hikâyeler hayatımızın farklı noktalarını farklı bir biçimde birleştirmeyi öğretiyorlar. Bunu anlatıcının bakış açısı yaratıyor.

Yeni Hikayeler Ancak Bizi İçinde Bulunduğumuz Rutinden Çıkarabilir

Aynı hikâyeler bağlı kaldığımızda başka bir dünyanın olduğunu unutuyoruz. Başka bir dünyanın mümkün olmadığı korkusuna kapılıyoruz. Bugün bu modern toplumda içinde kaybolduğumuz bir hikâye var. Yaygın, bulaşıcı bir hikâye…  Kıtlık, hırs, tüketim ve korku… “Biz bu hikâyeden nasıl çıkacağız?” sorusu psikolojimizi allak bullak etmiş durumda…
Elbette, çıkış noktamız yeni hikâyeler yazmaktır. Yeni hikâyeler yazarak, yeni hikâyeye bağlı olaylar bizi içinde bulunduğumuz rutinden çıkaracak ve yeni dünyaların, yeni evrenlerin ve kaos ortamı içinde yeni çözümlerin, buluşların, keşiflerin olduğunu gösterecek.

Hikayelerimizde Hayal Eden Yeni Kahramanlar Var Olabiliyorsa Yarınlar İçin Yeni Bir Umut Var Demektir

Hayal eden, düşünen, yeni çözümler ortaya koyan kahramanlar olduğu müddetçe çözümler vardır ve bu çözümler sonsuzdur.

Hikâye yeni bir enerji yaratabilir.

Bu enerjinin içinde sonsuz bilincin bir uyarısı var ve bu bilincin bizlere etkisi, tekamülü, geliştirme gücü var. Hikâyeler bizi bir enerji okyanusuna sokarlar, bu enerji okyanusunun içirişinde yeni yaratımlar, yeni tezahürler açığa çıkar, işte bunu becerecek olan ortak bilinç, inanç ve iman enerjisidir.

Hikayeler Allah İradesini İnsan Üzerinden Bize Keşfettirirler

Allah insan iradesi üzerinden iradesini bu şekilde keşfettirir. Birlik nazarından bakmak, Allah’ın nazarından bakmaktır. Allah sonsuz bilinç ve ilimdir. Bu ilimin açığa çıkması enerji üzerindendir. Hayal, düşünce, tasarlama, kurgulama bunlar enerjidir.
Enerji hangi mertebeden ifade ediliyorsa ona göre isimlendirilir. Bir şekilde bilgi, çözüm hikâye üzerinden ifade edilebilir.
Bazen hikâyeci, Allah’ın tutan eli, gören gözü, işiten kulağı olarak safiyeye ulaşmış bir bilinçle bize seslenebilir.
Hikâyeci kaos evreninin yolculuğuna sokar kahramanı…

Hikayelerde Yeni Ufakları Açan Gerçek Hayata Yaşanılan Kaoslardır

Dünya ve evren kaotik bir yer, buna kaos evreni diyoruz. Atalarımız bu kaos evreninin içerisinde kendilerine ait kendilerinin yürüyebilecekleri yollar aradılar… Var olan çokluğun içerisinde tekrar eden örüntüleri hikâyelerin içine gizlediler.
İşte onlar masallar oldu, meseller oldu, mitler oldu, şifahi geleneğin birçok farklı ürünü oldu.

Hikâyede hayal ile gerçeğin katı sınırı esner.

Rüya, düş kelimesi iki anlamı var, bunlar hem uykuda yaşadığımız bir hali hem de hayal, düşünmeyi ifade ederler. Hikâyeci hayal ederken odaklandığı konuda gündüz düşü görebilen kişidir.  Gündüz düşü genellikle odaklandığımız konuyla ilgilidir.
Anlatıcı anlatısına bilgeliğini katar metaforun gücünü kullanarak bizi etkilerler, direk akla hitap etmezler, kalplerimizi ve sezgilerimiz uyandırırlar…  Rüyalarımız, hayallerimiz, kişisel mitlerimiz, mitlerimiz ise toplumsal hayallerimiz, rüyalarımızdır.
Hikâyeler bize insanın gözünden, insan olmanın yolunu gösterirler.

Hikâye bize nasıl insan olacağımızı gösteriyor.

Sembol formunda, bir kahramanın eyleminde gösteriyor. Dilimizde insan için kullanılan bir kelime daha var “beşer” kelimesi evet, insan bir yönüyle beşerdir. Beşer, anadan doğan, fiziksel beden yiyen, içen, çiftleşen, öfke duyan, şehvet duyan hayvanî yanımız… Fiziksel, toprak yanımız… Bir de insan yanımız var, kültürümüze göre o insan görünmez… Anlayacağınız, insan iki kere doğar, bir anadan doğar, bir de ezel anasından hiç ölmemek üzere kendinden, kendi özünden, emekle doğar…
Nasıl insan olunur, bunun yollarını bilmek gerekir. Hikâyeler bunu bize sunar. Hikâyeci bilgeliği ile bize bunu sunar.
Hikâyeci, gündüz düşüyle gördüğü duru görüyü bize iletir.

Hikâye bize irrasyonel tarafımızı, rasyonel aklın ötesini hatırlatır.

Hayallerimiz, rüyalarımız hatırlatır. Biz insanların en kadim, en eski dili sembol dilidir. Günümüzün modern özneler olarak bizler bu dili unuttuk. Bir bahçe hayal edin. Orada insanlığın tüm bilgisi, bilgeliği, deneyimi ve duygu birikimi var.  Bahçede bin bir çeşit ağaç ve çiçek var. Ayrıca toprağın altına gömülü gizli hazineler de var.  Burası hepimize ait olan müşterek bir alan. Burası insanlığın kolektif bilinçaltının bahçesi.  Bazen rüyalarımız bu bahçeden, müşterek alanımızdan gelir ve insanlığın ortak imgelerini bize taşır. Bunlar mitlerimiz.


Bir yorum yazın


İçindekiler