İnanç Nedir? – Anthony Robbins

Anthony Robbins İçindeki Devi Uyandır Kitabından

Tutarlı bir insan, kadere inananır; kaprisli bir insan, şansa inanır.

Benjamin Disraeli

İnanç Nedir?

Anthony Robbins
Anthony Robbins

Nedir aslında inanç? Hayatta genellikle bir şeylerden söz eder dururuz, ama onların tam ne olduğunu pek bilmeyiz. Çoğu insanlar inançların kendisini bir şey sanırlar,  oysa inançlar, bir şey konusunda emin olma durumudur. Eğer, “zeki olduğuma inanıyorum” derseniz, aslında bu, zeki” olma duygusu, zekice sonuçlar verecek kaynakları kullanabilmenize izin verir. Hepmizin içinde hemen hemen her şeyin cevabı vardır. Ya da en azından, başkaları kanalıyla elde edebileceğimiz cevaplara ulaşma olanağımız vardır. Ama genellike inançsız oluşumuz, emin olmayışımız, içimizdeki bu kapasiteyi kullanamamamıza yol açar.

Benim için gerçek inanç, gücümü en iyi kullandıran, değerlerimi en iyi eyleme geçiren inançtır.

Biz bir fikri bir inanca nasıl çeviririz? Bu süreci tarif etmek için size bir benzetme modeli sunayım. Fikri ayakları olmayan bir masanın yüzü gibi düşünürseniz, neden fikrin inanç kadar emin olma duygusu yaratmadığını kolaylıkla anlarsınız. Ayakları olmayan masa, kendi kendine duramaz bile. Beri yandan inanç dediğimiz şeyin ayakları vardır. Eğer seksi bir insan olduğunuza gerçekten inanıyorsanız, bunu nereden biliyorsunuz? Bu fikri destekleyecek birtakım referanslarınız var öyle değil mi? hayattaki bazı tecrübeler destekliyor onu. İşte bunlar, masanın üstünü sağlamlaştıracak ayaklardır ve inancınızdan emin olmanızı da bunlar sağlar.

Her gerçeğin etkin ve inkar edilmez bir varlığa kavuştuğu yer, ancak insanın hayalidir. Sanatın da hayatım da esas ustası, icat değil, hayaldir.

bir insanın hayatında, üstesinden gelinmesi şart olan en büyük zorluklardan biri de, “başarısızlıkları” nasıl yorumlayacağını bilmektir. Yenilgileri nasıl ele aldığımız ve neleri saptadığımız, kaderimizi biçimlendirecek sebeptir. Unutmamamız gerekir ki, hayatamızın biçimlenmesine her şeyden çok etki yapacak olan, karşımıza çıkan muhalefetle ve zorluklarla başa çıkma biçimimizdir. Bazen acıyla ve başarısızlıkla ilgili öyle çok referansımız vardır ki, bunları toplayarak, yapacağımız hiçbir şeyin durumu daha iyiye götüremeyeceği inancını geliştiririz. Bazı kimseler her şeyin amaçsız olduğunu, insanoğlunun çaresiz ve değersiz bir yaratık olduğunu, neyi denerlerse denesinler, nasılsa başarısız olacaklarını hissetmeye başlarlar. eğer hayatımızda başarılara ulaşmak istiyorsak, bu tür inançlara asla yüz vermemiz gerekir. Bu inançlar bizim kişisel gücümüzü elimizden alır, eyleme geçme yeteneğimizi yok eder. Psikolojide bu tür yıkıcı zihinsel durumun bir adı bile vardır: Öğrenilmiş çaresizlik. İnsanlar bir alanda yeterince başarısızlık biriktirdikleri zaman (ki bazıları için ne kadar azının yeterli olduğuna şaşarsınız), çabalarını yararsız görmeye başlarlar, öğrenilmiş çaresizliğin getirdiği kalkıcı bir cesaret kaybına sürüklenirler.


Bir yorum yazın


İçindekiler