İslamiyet’ten Önceki Türk Yazını Hakkında 10 Önemli Bilgi

Gelenekli Sözlü (Şifahî) Edebiyatımızın oluşmasına büyük katkı yapmış Türk şifahî geleneği, ozan denen saz şairleri tarafından icra edilmiştir.

İslamiyet’ten Önceki Türk Yazını Sözlü ve Yazılı Olmak Üzere İki Farklı Alanda Gelişmiştir

Sözlü yazın: Türklerin yazıyı kullanmadıkları dönemde şifahî olarak oluşturduğu edebiyattır. Yazının kullanılmasından sonra da günümüze değin biçim bakımından pek az, dil bakımından da önemli oranda değişerek süren yazın dönemidir.
Yazılı yazın: Türkler arasında yazının kullanılmaya başlamasıyla oluşan yazındır. Yazının kullanılması sözlü(şifahi) yazın geleneğini ortadan kaldırmış değildir; sözlü yazın, günümüze kadar Türk toplulkları arasında devam etmiştir.  Bu dönemde Türkler İslamiyyetin kabulüne kadar “Kök Türk Yazısı” ve “Uygur Yazısı” ve İslamiyet’in Kabulünden sonra “Arap Yazısı”nı kullanmışlardır.

Türk Yazını

Türk Yazını

İslamiyet’ten Önceki Sözlü Yazın Türklerde değişik nedenlerle yapılan Şölenlerde Söylenmiştir

Türklerde kadim dönemlerde yapılan törenlerde söylenen sözlü yazın ürünlerinin bu dönemde doğduğunu söyleyebiliriz. Bunlara “toy” adı da verilmektedir. Türklerin genel sürek avlarındaki törenler “sığır”, beylerin geleneksel olarak verdiği yemek ve yemek sonlarında beyin kap kaçağının alınması törenlerine “şölen”, genel yas törenlerine sagu, adı verilirdi. Sözlü (şifahi) Yazın türleri nu törenlerde söylenmiş ve gelişmiştir. Bu törenlerde “Ozan” adı verilen kişiler hekimlikten, din adamlığına, kamunun birçok gereksinmesini karşılayan Kam, Baksı, Şaman denilen kişilerce yönetilirdi. Bunlara aynı zamanda “Ozan” da denilmiştir.

İslamiyet’ten Önceki Türklerde Yapılan Şölenlerde Söylen Sözlü Yazın Türleri

Gelenekli Sözlü (Şifahî) Edebiyatımızın oluşmasına büyük katkı yapmış Türk şifahî geleneği, ozan denen saz şairleri tarafından icra edilmiştir. Kam, Şaman, Baksı, Ozan denilen kutsal kişilerin dinî törenlerde ve bütün sosyal etkinliklerde şiir ve destan okumasıyla gelişmiştir. Başlangıçta bir söyleyeni olan bu eserlerin, dilden dile dolaşarak anonimleştiğini söyleyebiliriz. Tarih boyunca tüm kültür değişmelerine rağmen yok olmayan bu gelenek günümüze kadar kulaktan kulağa yayılarak varlığını sürdürmüştür.

Sözlü Yazın döneminin en önemli türü, “destan”dır. Bunlar toplumun geçmişi, yaşayış biçimi,  dinî inanç, yapılan savaş, göç gibi millî yıkımları anlatan ve nesilden nesile özü değiştirilmeden aktarılan ürünlerdir. Nesilden nesile aktarılırken söyleyeni unutulduğundan anonim kabul edilirler. Bunların başlıcaları: Alper Tunga Destanı, Oğuz Kağan Destanı, Bozkurt Destanı, Ergenekon Destanı, Türeyiş ve Göç Destanları’dır.
Sözlü Yazın, destanlardan başka, koşuk, sagu ve sav adı verilen ürünler de vardır.

İslamiyet Önceki Sözlü Yazın Türlerinde Günümüze Adları İntikal Etmiş Ozanlar

Aprınçur Tigin, Köl Tarkan, Sıŋku Seli Tutuŋ, Ki-Ki, Pradyaya-Şiri, Asıg Tutuŋ, Kalım Keyşi ve Çuçu zamanımıza kadar adları gelmiş bunların çoğunun şiirleri günümüze Kaşgarlı Mahmud tarafından aktarılmıştır.

İslamiyet Önceki Sözlü Yazında “Şiir” Terimi İçin Kullanılan Kavramlar

İslamiyet’ten önceki Sözlü yazında, koşuk, Altay Türkçesinde kojan; Burkancı Uygur yazınlarında takşut, ır, yır, küg; Sanksiritede şlok (

İslamiyet Önceki Yazılı Yazında Kullanılan Alfabeler

Türkler arasında yazının yayılmasıyla ortaya çıkan yazın dönemidir. İslamiyet’in kabulünden önce Türkler, millî yazımız Kök-Türk ve Uygur abecesini (alfabe) kullanmışlardır. Bunlar dışında ilişkide bulundukları toplumların Sogd, Mani abecesi gibi abeceleri kullanan Türk toplumları olmuştur.

İslamiyet Önceki Yazılı Yazında Kök-Türk Abecesi (Alfabesi) İle Yazılmış Bengütaşlar

Orhun yazısı Yenisey Yazıtları’nın tamamına yakını ve Bilge Kağan Tonyukuk ve Külteğin kitabelerinin de dâhil olduğu “Göktürk bengütaşları” şunlardır:

  • Mahan Kağan ( Bugut), Çoyren (Çoyr) / (687 – 692),
  • Hoytu Tamir / (717 – 720), Öngin (İşbara Tamgan Tarkan) (719 – 720),
  • İhe Huşuto (Köl İç Çor) / (723 – 725),
  • İhe Aşete (Altun Tamgan Tarkan) / (724),
  • Bayın Çokto (Tonyukuk) / (716 – 734),
  • Birinci Orhun (Kül Tigin) / (732),
  • İkinci Orhun (Bilge Kağan) / (735),
  • İhe Nur / (730)
  • Hangiday, Talas, Nalahya, Gürbelçin Kaya Yazıtı…
  • İslamiyet Önceki Yazılı Yazında Kök-Türk Abecesi (Alfabesi) İle Yazılmış Uygurca Metin “Irk Bitig”
  • Moyen Çor ( Şine Usu ) Kitabesi, Karabalgasun Kitabesi, Karı Çor Tegin Kitabesi,
    Irk , Tahminen 930 yılında ve Köktürk harfleriyle kaleme alınmış tır. Fal Kitabıdır. “Irk” fal, “Bitig (
  • İslamiyet Önceki Yazılı Yazında Uygur Abecesi (Alfabesi) İle Yazılmış Mani Metinleri

Bögü Kağan’ın 762’de Mani dinini resmen kabul etmesiyle başlayan süreçte Maniheist Uygurlar hikaye, dua, ilahi, tövbe, din bilgisi türü ve konularında birçok eser meydana getirmişlerdir. Maniheist Uygurlardan kalan bazı parçalar şunlardır: , Yıltız Nom, Huastuanift, Irk Bitig adlı Kök Türkçe yazılmış eser de bu döneme aittir.

İslamiyet Önceki Yazılı Yazında Uygur Abecesi (Alfabesi) İle Yazılmış Burkancı Metinler

Burkancı (Budist) Uygurların düz yazı olarak meydana getirdikleri edebiyatı konularına göre dört türlüdür: çatikler, sudurlar, abidarmalar ve diğerleri…

Catikler:  Sudurlar içinde yer alan ve Uygurların çatikler hayli uzun masallardır. Çok defa da sudurlardan ayrı kitaplar hâlinde yazılmışlardır. Çatik adı verilen parçalar, Buda’nın hayatlarından herhangi birini anlatır. Çatikler, burkanların çeşitli hayatlarını anlatan, olağanüstü vak’alarla süslü masallardır.

İslâmî edebiyattaki menkıbeleri hatırlatırlar. Çatiklerin bazen musiki refakatinde anlatıldığı, bazılarının da piyes yapısına sahip olduğu ve temsil edildiği tahmin edilmektedir. (Hintçe: jataka Sanskritçe:), Prens Kalyanamkara ve Papamkara Hikâyesi adıyla meşhur olan Edgü Ogli Tigin ile Ayig Ogli Tigin (İyi Düşünceli Şehzade ile Kötü Düşünceli Şehzade) en tanınmış, catiklerden biridir.

Toharca’dan çevrilen bir başka eser de Maytrisimit’ tir. Prajnaraksite adlı il-Balık’lı (Bugünkü Gulca yakınlarında) bir Türk tarafından tercüme edilen eserde Maitreye Burkan’ın efsanevi hayatı anlatılır. Şehzade ile Aç Pars Hikâyesi, Dantipali Beğ, Çaştani Beğ önemli Çatikleridir. Burkancı Uygur edebiyatında daha pek çok çatik vardır.Sudurlar: Burkan’ın ve burkanların vermiş olduklarına inanılan vaazlarıdır. Sudurlarda önce vaazın verildiği yer tasvir edilir. Sonra müritlerden biri bir soru sorar. Burkan da bu soruya cevap olacak vaazını verir.

Çok defa vaaz manzum olur. Sudurlarda anlatım olarak diyalog ve tahkiye kullanılmaktadır.  Altun Yaruk’tur. Altun Yaruk, (Hintçe: sutra; Sanskritçe:, sutra), Beşbalık’lı Uygur bilgini Singku Seli Tutung (Shingko Seli-Tutung) tarafından Çince’den Uygurca’ya çevrilmiştir. Altun Yaruk (Suvar aprabhsa; Altın lşık) isimli en hacimli sudurdur. Sekiz Yükmek (Sekiz Tomar, Sekiz Yığın) adlı sudur, Uygurlar arasında çok yayılmış olan dini bir eserdir. Kuanşi İm Pusar (Ses İşiten İlâh), Asil Dinin Nilüfer Çiçeği adlı sudurun bir bölümüdür. İnsadi Sudur, rahiplerin karşılıklı olarak birbirlerine günahlarını anlatma törenleri ile ilgilidir. Eserde Sundari Kız adlı bir çatik de vardır. Yitiken Sudur büyü ile ilgili bir metindir. Kşanti Kilguluk Nom Bitig adlı sudur ise bir günah çıkarma kitabıdır.

Abidarmalar: Abidarmalar, metafizik konular işleyen eserlerdir. Kuru, sıkıcı, ağır bir ifadeye sahip olan abidarmalar, Türkçenin ilim ve felsefe dili olarak da kullanıldığını ve dilin imkânlarının zenginliğini gözler önüne sermektedir.  Abidarim Kıınlig Koşavarti Şastir adlı abidarma Çinceden tercüme edilmiş hacimli bir eserdir. Üç İtigsizler, Vapşı Bakşı adlı bir Uygur tarafından yazılan ve Tun huang,

Diğer eserler:

Uygur Savları: “Erdemli kişi bir cevherdir; erdemsiz kişi ise ayakkabı astarından farksızdır.”, “Bey olmaya lâyık olmayan kişi bey olursa, her kavşağa bir sopalı koyar; lâyık olmadığı şöhrete ulaşan kişi de, her dağın sırtına kendi damgasını vurur.”


Bir yorum yazın


İçindekiler