Kurgu Yaratcıcıların Dili

Kurgu Yaratıcıları Farklı Bir Dil Kullanır

Kurgu yaratıcıları, farklı bir dil kullanarak, farklı bir dilde konuşurlar ve Kalbimize hitap ederler.

Kurgu Yaratcıcıların Dili

Kurgu Yaratcıcıların Dili

Daha farklı bir mantık kullanırlar. Bu yüzden kurgu insanın önce beynine değil, korteksi aşarak insanın kalbine, duygularına seslenir. Bu yüzden insan, hikâyede kurgulanan dünyayı kendi dünyasından ayıramaz. Onu kendi dünyasıymış gibi kabullenir ve benimser. Hikâyenin kendisine sunduğu kurgu dünyasında sunulan mekânda kahramana, hayatın içinden sunulan bir kesite kendisiymiş, kendisine aitmiş gibi bir yakınlık hisseder ve duyar.

Okuyucu, İnsan hikâyenin sunduğu mekânda gezinti yapan bir yolcu, bir seyyah gibidir.

Kurgu dünyasının günümüzdeki üstatları, kamların, şamanların torunlarıdır.
Kurgu dünyasının üstatları, kurgu dilini hikâyelerde, filmlerde, oyunlarda, romanlarda kullanırlar.

Hikâyenin gerçek hayatta benimsenmesini cazip kılan şey nedir?

Hikâye beyne çekici gelen şeyler ile kalbe çekici gelen şeyler arasında, iyi bir denge kurabilmektedir.
İnsan akılcı ve mantıklı bir varlık olduğu kadar da duygusal bir varlıktır. İnsanoğlunun bu iki yönü arasındaki ilişki karmaşık bir ilişkidir. Üst beyin (korteks), akıl, zekâ ve mantık ilişkilerini organize ederken, alt beyin duygularımızı, hormonlar vasıtasıyla kontrol eder. Üst beynin diğer bir görevi, alt beyne yönelebilecek tehlikelere karşı duygusal yönümüzü, yani kalbimizi korumaya almaktır. Alt beynin korumasız kaldığı anlar: rüya, alkol ya da zararlı maddelerin etkisinde kaldığımız, aşk acısı, aşırı üzüntü, hipnotik trans dönemleridir.

Hikâye de üst beyni devre dışı bırakarak, insanın alt belleğine yani duygusuna hitap eder.

Sinemada, televizyonda, ekranda izlediğimiz bir film, oyun bu nedenle kalbimize çekici gelir.
Filmin hikâyesinde kullanılan dekoratif unsurlar, adeta ilizyonik, hipnotik malzemeler gibidir.
Yönetmen hikâye anlatıcısının gücüyle birleşerek kullandığı bu unsurlarla doğrudan duygularımıza hitap eder. Baştan çıkarılmamıza izin verdiğimiz ölçüde kalplerimize seslenen hikâye akılcılığın gerçekliğine uygun olmamasına rağmen bizi etkilemeye devam eder. İnsanlar beyinlerinin olduğu kadar kalplerinin de mantığı ile düşünebilmek üzere yaratılmışlardır. Hikâye insanda, bu iki çeşit mantık arasında bir çatışma meydana getirmektedir.

Hikâye gerçekler ile kurgu arasındaki ilişkiyle başa çıkmamızdaki zorlukları göstermektedir.

Kurgu ile haşir neşir olduğumuzu bilmemize rağmen yine de baştan çıkarılmak istemekteyiz.
Hikâyeler, kimliksel, oluşumsal, anlamsal olmak üzere üç farklı özellikle karşımıza çıkıyor: Kimlik yani var olduğumuzu ve önemli olduğumuzu gösterme ihtiyacı; eğitim, yani hayatlarımızı nasıl sürdüreceğimizi öğrenme ihtiyacı; anlam, yani amacı ve nasıl başladığı gibi hayatın büyük bir kısmını kaplayan soruların cevabı.

Hikâyeler Eğlenme Aracı Değil Kendini Farklı Bir Dünyada ve Farklı Bir Kişilikle Yeniden Keşfetmektir

Hikâyeler birer eğlence aracı değil, insanın hayatın anlamına, kendi kendini anlamasına ve kendini çevreleyen dünyayı anlamasına yönelik araştırmasına verilen cevaplarla doludur.
Yaşadığımız gerçek hayat içerisinde bile, gerçekler ile kurgu arasındaki keskin ayrımın çözümsüzlüğü ile karşı karşıya kalmaktayız.

Kurgu Sanatçının Dilidir

Gerçekler derken, mantık, sayılar, bilim ve akılcılık, yani hayatımızın geleneksel dili, biçimindeki gerçeklerdir. Kurgu ise, filmlerde, oyunlarda, romanlarda, hikâyelerde ve resimlerde gördüğümüz şekliyle sanatçıların dilidir. Gerçek hayatta bizler, beyne çekici gelen şeyler ile kalbe gelen çekici şeyler arasında daha iyi bir denge sağlamaya çalışmaktayız. Bu dengeyi sağlayabilen insanlar aslında gerçek hayatın başarılı kahramanlarıdır. Hikâye bu yönüyle bize duygusal yönümüzü geliştirmemize; aklın çözemeyeceği hususlara dair deneyim kazanmamıza yol açan değerli bilgileri de içinde barındıran bir yazın türdür. Bir hikâye, zekice tasarlanmış bir sisteme göre hazırlandığı için değil, kendi hayatlarımızı algılama şekline benzediği için güzeldir.

Bilimsel bir kanıt, mantık dünyasının sınırları içinde bulunur. Bir duygunun kanıtı ise onu hissetmenizdir.

Âşık olmanızın kanıtı, âşık olduğunuzu, kontrolün sizde olduğunu hissettirmektir.
Yönetmen hikâye anlatıcısının gücüyle birleşerek kullandığı bu unsurlarla doğrudan duygularımız vasıtasıyla kalbimize hitap eder. Böylece kalplerimize seslenen kurmaca metinleri akılcılığın gerçekliğine uygun olmamasına rağmen bizi etkilemeye devam eder. Kurgu ile haşir neşir olduğumuzu bilmemize rağmen yine de baştan çıkarılmak, ruhumuza bir şekilde değerek bizi derinden etkileyen bu eserlerle mananın esrarlı güzelliğinden, kelimelerin prozodik olarak yarattığı ses ahengiyle birlikte büyülenmek ve bu halin verdiği zevk ürperişleriyle kendimizden geçmek istemekteyiz. Üst beyne hitap eden reel dünyanın gerçekliğinden bıkan ruhumuza dingin bir boyuta geçmesi için ortam hazırlamaktayız.

Edebi Metinlerde İnsan

Edebî metinlerde birbirinden farklı alanda üç farklı özellikle insan karşımıza çıkar: birincisi doğuştan gelen doğal kimliğimiz (fıtrat), ikincisi eğitim, öğretim ve çevre faktörleri ile olgunlaşmış kimliğimiz, üçüncüsü ülküleri olan belli anlamlara bağlı milli kimliğimizdir. Doğal kimliğimiz var olduğumuzu ve önemli olduğumuzu gösterme ihtiyacıyla belli bir misyona sahiptir, yani varlık belli bir misyonla dünyaya gelmiştir ve bu özelliği ile başkaları tarafından fark edilmek ister. Olgunlaşmış kimliğimiz hayatlarımızı nasıl sürdüreceğimizi öğrenme ihtiyacıyla anı, geçmişi ve geleceği anlamak, çevresini tanımak ve ona uyum sağlamak ihtiyacı hisseder ve kendini sürekli olarak eğitmek ister. Üçüncüsü yaşamı anlamlandırma, yaşama amacımızı belirleme aşamasıdır. Millî kimliğimizin kaynaklarını anlayarak; ülkülerimiz, geleceğimizle ilgili tasarılar oluşturarak, stratejiler geliştirir. Hikâye bu amaçlarımıza hizmet edebilen edebî bir türdür.

Yazılarda Yararlanılan ve Tavsiye Edilen Kaynaklar:

Ali İhsan Kolcu, (2005), Öykü Sanatı, Salkım Söğüt Yayınları, İstanbul.

Rolf Jensen, (2006), Kalp Fırtınası, KalDer Yayınları, İstanbul.


Bir yorum yazın


İçindekiler