Oğuz Kağan Destanı Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Önemli Bilgi

Oğuz Kağan Destanı Türk kültür tarihinin en önemli kaynaklarından biri olan Destandır.

Türk Milletinin varlığı adlandırma, yaşayış, düşünüş ve inanışlarını günümüze aktaran milli destanımız Oğuz Kağan destanı bu nedenle birince derecede öneme sahiptir , menkıbe ve efsaneler bazen tarih vesikaları arasında birinci derecede ehemmiyet kazanır. Bunlar yalnız tarihin eksikliklerini doldurmakla kalmaz; içtimai ruhun akislerini, düşünce ve inançlarını meydana koymak bakımından da çok mühim bir yer işgal ederler.

Oğuz Kağan Destanı Türk Tarihi ve Türk Kültürü Tetkiklerinde Başvurulması Gereken Önemli Bir Kaynaktır

Türk tarihi tetkiklerinde başvurulacak en önemli kaynak tabiî (doğal) destanlardır. Destanlar bir milletin alt belleğine (hafızasına) kodlanmış mitolojik simgelerle yazılmış bilgi kaynaklarıdır. Destanlar, asırlarca yaşama şansına sahip olmuş Türk’ü Türk yapan değerleri, gelenek görenek, düşünce, inanç ve kültür unsurlarını bünyelerinde barındırırlar. Bu özelliği ile Oğuz Kağan destanı, Türk kültür tarihinin en önemli kaynaklarından biri Oğuz Kağan Destanıdır.  Türk Milletinin varlığı adlandırma, yaşayış, düşünüş ve inanışlarını günümüze aktaran milli destanımız Oğuz Kağan destanı bu nedenle birince derecede öneme sahiptir , menkıbe ve efsaneler bazen tarih vesikaları arasında birinci derecede ehemmiyet kazanır. Bunlar yalnız tarihin eksikliklerini doldurmakla kalmaz; içtimai ruhun akislerini, düşünce ve inançlarını meydana koymak bakımından da çok mühim bir yer işgal ederler.

Oğuz Kağan’ın Doğumunun Kutsal Bir Olay Gibi Anlatılması ve Bu Anlamda Kullanılan Simgeler

“(1) … olsun’ – dediler. Onun resmi budur ]. Bundan sonra sevindiler. ( 3) Yine günlerden bir gün Ay Kağanın gözü parladı, doğum ağrıları başladı (?? ) ve bir erkek çocuk doğurdu. (5) Bu çocuğun yüzü gök: ağzı ateş (gibi) kızıl; gözleri ela; saçları ve kaşları (7) kara idi. Perilerden daha güzeldi. Bu çocuk anasının (9) göğsünden ilk sütü emdi // (10) ve bir daha emmedi. Çiğ et, çorba ve şarap (11) istedi. Dile gelmeğe başladı; kırk gün sonra büyüdü, yürüdü ve oynadı. Ayakları öküz ayağı gibi; beli (13) kurt beli gibi; omuzları samur omuzu gibi, göğsü ayı göğsü gibi idi. Vücudu baştan aşağı (15) tüylü idi. At sürüleri gider, ata biner ve (17) av avlardı. Günlerden ve gecelerden sonra yiğit oldu. Bu …”

Oğuz Kağan’ın doğuşu bugünün bakış açısıyla bakıldığında efsanelere büründürülmüş ve kutsal bir olay gibi anlatıldığına karar veririz. “kösü yarıp bodadı” sözün de “yaruk” “parlamak” kavramı anlatımda önemli simgesel bir mesaj vardır. Biz, nasıl yeni bir oğlu olan dostumuza, “Gözlerin aydın olsun” diyor isek, onlar da Oğuz-Kağan’ın doğusu dolayisi ile, “Ay Kağan’ın gözleri aydın oldu, renklendi”, diyorlardı. Türklerde kadim devirlerden günümüze iyi ve güzel olayları “ışıkla”, “aydınlık” anlatılmıştır. Bahattin Ögel Hocamızın yorumuyla : “Hükümdarlar böyle kutsallaştırılıp, gökten indirilir iken; elbette ki Oğuz-Kağan gibi, bütün Türk kavminin atası olan kutsal bir kişinin menşeleri de, Tanrıya ve göğe bağlanacaktı. Eski Türklere göre her şeyi yaratan ve her varlığın sahibi olan tek kutsal şey, gökteki biricik Tanrı idi.

Aslında göğün kendisi olan Tanrı değildi. Çünkü gök de yer gibi, madde birer varlık ve yüce Tanrı tarafından yaratılmış, dünyanın birer parçası idiler. Gök, bir tane idi ve dünyamızın üstünü, bir kubbe seklinde kaplıyordu. Fakat bu kubbenin üstünde, daha birçok gökler vardı. Ayın güneşin ve türlü yıldızlar ile burçların dolaştıkları, ayrı ayrı gökler, uzayın sonsuzluklarını kendi aralarında paylaşıyorlardı. Bütün bunların üstünde, bir gök daha vardı ki, bu gökte yaratıcı, büyük ve tek Tanrı oturuyordu. Eski Türkler, göğün katlarını üst üste koyma yolu ile saymamışlardı. Fakat sonradan, biraz da dış tesirler sebebi ile gökleri, yedi veya dokuz kat olarak tarif etmeğe başladılar.”

Bütün Türk Kavminin Atası Olan Oğuz Kağan’ın Adının Manası

Oğuz Kağan destanının tarihi ve anlamının kavranmasında “Oğuz” adının manasını ayrı bir değere haizdir. “Oğuz” adının en önemli mana ve anlamı şahıs adı olarak kullanılması yanında etnik bir kimlik adı olarak da kullanılmasıdır. Ulu Türk çınarının dallarından biride 24 Oğuz Boydur. “Oğuz” kelimesinin etimolojik olarak incelenmesinde ise morfo-etimolojik olarak bilim dünyasında “Oğuz” adının manası olarak en yaygın görüş “Oğuz” kavramının Türkçe’de aynı zamanda boy (kabile) manasına gelen “ok+” sözüne eski Türkçedeki çoğul eki “+z” ikiz çokluğun ilavesiyle türemiş ve oğuz

Uygurca Oğuznâmede “Ay-Kağan” Adı ve İmgesi

Uygurca Oğuznâmede Oğuz-Han’ın babasının adının, Ay Kağan

Oğuz Kağan Destanın İşlenen Dünya Hâkimiyeti Mefkûresi

‘Ben sizlere (97) oldum Kağan; alalım yay ile kalkan; nişan olsun bize buyan; (99) kurt olsun (bize) uran (savaş bağrışı); demir kargı (100) olsun orman; av yerinde yür(ü)sün kulan ; daha deniz daha müren (ırmak); güneş bayrak, gök (102) kurıkan, (çadır) ‘ – dedi.

Oğuz Kağan Destanı içerisinde işlenen çok temel konular var: Oğuz’un cihan hâkimiyeti mefkûresini gerçekleştirme arzusu bu destanda dile gelmiş ve bu mefkûre Türklerin andı, töresi, dünya görüşü haline gelmiştir. Elbette destanda Oğuz Kağan’ın ortaya koyduğu her istek bir emir gibi algılanmış, kurulmuş Türk devletlerinin stratejik hedefleri içinde kendisine yer bulmuştur. Oğuz’un ortaya koyduğu kurallar, “töre” olmuştur. Oğuz Kağan, “Alalıng ya takı kalkan, tamga biz-ge bolsun buyan, kök böri bolsıngıl uran demür çadılar bol orman, ev tirede yürüsün kulan, takı taluy takı müren, kün tuğ bolgıl, kök kurıkan dep, dedi.” ifadesinde çizdiği harita gök kubbenin altındaki bütün dünya toprakları, ormanları, ırmak ve denizleridir. Bu da Türk milletinin millî mefkûresidir. Amaç kök-kubbe altındaki mazlumların yanında, zalimlerin karşısında olmaktır.

Oğuz Kağan’ın Tasvirinde Kullanılan İmgelerin Manası

Ayakları öküz ayağı gibi; beli (13) kurt beli gibi; omuzları samur omuzu gibi, göğsü ayı göğsü gibi idi. Vücudu baştan aşağı (15) tüylü idi.  At sürüleri güder, ata biner ve (17) av avlardı. Günlerden ve gecelerden sonra yiğit oldu. Bu …

Eski Türkler, “ilk insanın, tüylü olduğuna inanırlardı.” Altaylarda yasayan birçok efsanelerde, bu konu ile ilgili, sayısız örneklere rastlıyoruz: “Tüylere kaplı olan ilk insan, Tanrı’ya karşı günah işlemiş ve bundan dolayı da tüyleri dökülmüştü. Tüyleri dökülünce de insanoğlu, bir türlü hastalıktan kurtulamamış ve ölümsüzlüğü elinden kaçırmıştı. (Bir söylenişe göre) Tanrı, insani yaratırken şeytan gelmiş ve insanın üzerine tükürerek, her tarafına pislik içinde birikmişti. Tanrı da insanın dışını içine, içini de dışına çevirmek zorunda kalmıştı. Bu suretle insanın içinde kalan şeytanın pisliği ve tüyler, insanoğlunun ruhunu ve ahlakini kötü yapmıştı. İnsanın gerçi dışı, Tanrı yapısı idi ve güzeldi ama; içi şeytan tarafından kirletilmiş ve şeytana benzer, bir özelliğe bürünmüştü”. Bu sebeple Oğuz destanında, bu çok eski Türk inançlarının izlerini de buluyoruz. Çünkü Oğuz-Kağan, bizim gibi tüysüz değil; her tarafı kıllarla dolu ve fevkalade bir yaratıktı.

Oğuz Kağan Destanında Kozmogoni

Türklerin, kâinat ile canlı-cansız varlıkların yaratılışına dair sembollerle düşüncelere ve tasavvurlara bilim dilinde “kozmogoni” denmiştir. Oğuz Kağan Destan’ından bu anlamda kullanılmış mitolojik kodlar mevcuttur. Metaforik dil anlatılan kozmogoni dair izler bu destanın bu anlamda önemli bilgileri yansıttığını söyleyebiliriz.  Oğuz, önce gökten inen ışığın içindeki bir kızla evlenir ve üç oğlu olur. Bunlara Gün, Ay ve Yıldız isimlerini verir. Bundan sonra Oğuz, göl ortasındaki ağaç kovuğundan çıkan bir kızla evlenir ve bu hanımından da üç oğlu olur. Bu çocuklara da Gök, Dağ ve Deniz adlarını verir. Burada iki temel unsur ortaya çıkmaktadır.

“Gün, Ay ve Yıldız” “uzay”; “Gök, Dağ ve Deniz” “yeryüzü” metaforik olarak anlatır. Buna göre önce uzay, sonra da yeryüzü yaratılmıştır. Önce güneş, ay ve yıldızların içinde bulunan uzay (macro-cosmos), sonra da gökyüzünün, dağların ve denizlerin içinde bulunduğu yeryüzü, yani dünya (micro-cosmos) yaratılmıştır. Güneş, ay ve yıldız gibi gök cisimleri, yeryüzünü etkilemektedir. Görüldüğü gibi, gökten inen ışığın ve bir ağaç kovuğunun içinden çıkan hatunlar, Türklerin kozmik tasavvurlarının birer sembolüdür. Bu semboller hem yaratılış ile ilgili hem de gerçek hayatta beylerin hatun seçimleriyle ilgilidir.

Bu semboller, Türk toplumundaki güçlü kabileleri temsil etmiş olabilir. Türklerde Kağanların güçlerine güç katmak için bu iki kabileden kendine eş almış olabilir. Bütün Türk hükümdarları, güçlü beylikler, iktidarlarını ve askeri güçlerini artırabilmek için hep böyle yapmışlardır.

Kök-Tengri İnancını Oğuz Kağan Destanında Görebiliriz.

Oğuz, büyüyüp gençlik çağına gelince, Tanrıya yalvararak, ondan bir dilekte bulunur. Bunun üzerine Tanrı, Oğuz’a iki eş verir. Bunlardan biri gökten inen bir ışığın içinden çıkan kız, diğeri de gölün ortasındaki ağaç kovuğundan çıkan kızdır. Bunlardan biri gökyüzünü, diğeri de yeryüzünü temsil etmektedir. Eski Türk inancına göre, evlenmek ile güçlü olmak arasında sıkı bir bağlantı vardır. Çünkü Oğuz, bu kızlarla evlenmek suretiyle göğün ve yerin gücünü kendisinde toplamış olur. Böylece o, Tanrı bağışı olan bu güç (siyasi iktidar=kut) sayesinde hem hükümdar olur hem de dünya fethini gerçekleştirip bütün ülkeler ve kavimler üzerinde hakimiyet kurar.

Hakanların Yanında Bir Bilge’nin Yol Göstericiliği

Oğuz Kağan’ın yanında bilge bir kişi olarak kendisine daima yol gösteren Uluğ Türük görülür. Oğuz Kağanın bilge danışmanı Uluğ Türük, çoğu zaman rüyasında gördüğü simgelerle tam bir yol göstericidir.

Oğuz Kağan Destanında Altın Yay ve Üç Gümüş Ok

Oğuz Kağanın bilge danışmanı Uluğ Türük, bir gün rüyasında “bir altın yay” ile “üç gümüş ok” görür. Altın yay hakimiyeti ve hükümdarlığı, “gümüş oklar” da tabi olmayı temsil eder. Yay Türklerde bir hakimiyet sembolüdür Oğuz Kağan destanındaki altın yay, gökyüzünü bastan basa kaplayarak gökyüzünün sembolüdür.  Türk inancında “ebe kuşağı” da Tanrının bir yayı gibidir. Altın yay aynı zamanda batı yönünü göstererek gök sembollü boyların hükümdarlıkta kabiliyetli olduğunu ifade etmektedir. “Gümüş” daha çok yeryüzü ile ilgili bir sembol olmalıdır. Yön olarak da “Doğu”yu ifade eder. Bir devletin iç ve dış işlerini ifade eder. Devlet siyaseti ve dış işlerini ifade eder. Aynı zamanda Yay “ay”ın, ok “güneşin ışınları”nın sembolleridir. Altın yay ile üç ok “Kayı” boyunun simgesi de olabilir.


Bir yorum yazın


İçindekiler