Peyami Safa’nın Bir Tereddüdün Romanı Adlı Eseri Hakkında 10 Temel Bilgi

Peyami Safa’nın Bir Tereddüdün Romanı, Birinci Dünya Savaşı’nın sebep ve sonuçlarıyla ilgili birey ve toplum üzerindeki etkileri işlenmiştir.

Alçak gönüllü olmak bilginin süsüdür.

Peyami SAFA

Romanda Başlık Neden Tereddüd?

Bir Tereddüdün Romanı
Bir Tereddüdün Romanı

Peyami Safa’nın Bir Tereddüdün Romanı, Birinci Dünya Savaşı’nın sebep ve sonuçlarıyla ilgili birey ve toplum üzerindeki etkileri işlenmiş, yazarın hayatından izler de romanda yer almıştır. Bu yönüyle “otobiyografik” özellikler gösteren bir romandır. Romana, bir harp sonu neslinin romanı diyebiliriz. Neden “tereddüd” sorusunun cevabı romanın her cümlesine sinmiş durumda; nerdeyse her cümlede tereddüt, şüphe, inkâr, intihar, bohemlik izlekleri bu savaştan kaynaklı olarak, bireyin mutsuzluğunun dile getirmek için ana nedenleri olarak kurgulanmış.

Eserin Künyesi (Kimliği)

Roman, 15 Temmuz 1932 – 23 Eylül 1932 tarihleri arasında Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilir. 1933’te ilk baskısı, Sühulet Kütüphanesi Yayınevi’nde yayımlanır. Roman, ikinci baskısından itibaren (1968) Ötüken Neşriyat’ta yayımlanmaya başlar. 2017’de ise romanın otuzuncu baskısı gerçekleşir.

Bir Teredüddün Romanı’nın Özeti

Kitap Mualla adında bir kızın arkadaşı tarafından tavsiye edilen bir kitabı okumasıyla başlar. Eser “Bir Adamın Hayatı” adını taşır. Romanda “Beni yalnız bırakmayınız!” cümlesi sık sık geçmektedir. Roman kahramanı alkol ve uyuşturucu kullanan ve otel odasında yalnızlığıyla baş başa kalan bir adamdır. Mualla bu eserin yazarı ile tanışmaya karar verir. Aile dostları Raif vasıtasıyla yazarla tanışır. Yazar Mualla’dan çok hoşlanır ve ona evlenme teklif eder. Mualla ise tereddüt içerisindedir. Kitap kendisine çok ilginç gelir ve yazarıyla bir baloda karşılaşır. Yazar Mualla’yı görür görmez beğenir ve evlenme teklif eder. Mualla da düşünmek için süre ister.

Romanın merkezinde yer alan şüphe ve tereddüt, yine olayların merkezinde bulunan Muharrir-Mualla-Vildan arasında geçen ilişkilerde karşımıza çıkar. Eserde adı geçen bu karakterler her şeye şüpheyle yaklaşırlar. Mualla, Muharrir’in evlilik teklifine şüpheyle bakar ve tereddüt yaşar, Vildan zaten isterik kişiliğiyle ve Muharrir’e en yakın olan, yaşadığı her şeye şüphe ve tereddüdün hâkim olduğu bir kadındır. Yazar daha sonra eskiden tanıştığı ve bir hayranı olan Vildan ile karşılaşır.

Vildan da yazara evlenme teklif eder. Ona kocasından ayrılarak geldiğini söyler. Fakat yazar bunu nazik bir dille geri çevirir. Vildan yazarı intihar etmekle tehdit eder. Birkaç ay geçtikten sonra yazar tekrar Vildan ile karşılaşır. Kendi izini ona bir süre kaybettirmiştir. Ama bu yeni karşılaşma Vildan’daki değişikliği yazara fark ettirir. Vildan’ın, evine çağırma teklifini kabul eder. Evine gittiğinde Vildan’dan bazı itiraflar duyar. Vildan’ın asıl isminin Vildan olmadığını ve kocasından ayrılmadığını ve bir de sevgilisi olduğunu öğrenir. Ertesi gün Vildan’ın evine gelip gerçekleri öğrenmek istediğinde ise evden taşındığını öğrenir ve Vildan hakkında hiçbir bilgi alamaz.

Bir Teredüddün Romanı’nın Ana Fikri

İnsanlar önemli bir karar verirken daima tereddüt içinde olmuşlardır. Önemli buluşlar ve icatlar hep şüphe ve tereddütten doğmuştur.

Bir Teredüddün Romanı’nda Olayların ve Şahısların Değerlendirilmesi

Mualla: Çok zengin ve asil bir ailenin kızı, dünyaya bakış açısı çok farklı olan bir kişiliğe sahip, devamlı farklı şeylerin arayışı içinde. Raif, Mualla’nın yaşadığı eve ikinci kez gelir ve bu kitaba ilgi duyan Mualla’yı yazarı Muharrir ile tanıştırmak ister.

Romanın ilk bölümü henüz Muharrir ile Mualla tanışmadan biter. Bu tanışma sırasında Mualla’yı beğenen Muharrir, ona evlenme teklifi eder; fakat Mualla, Muharrir’i okumakta olduğu kitapta az da olsa tanımıştır. Bohem yaşam tarzına sahip olan Muharrir, eserde arkadaşlarıyla alkol ve uyuşturucu kullanmakta ve otel odasında yalnız başına kendi yaşamını yaşanmaz kılmaktadır. Bu durum Mualla’yı tereddütte bırakır. Bu yüzden evlilik teklifine hemen cevap vermez. Muharrir, aradan aylar geçmesine rağmen Mualla’dan bir cevap alamaz.

Vildan: Acayip davranışları bulunan, yaşamayı sevmeyen söyledikleriyle yaptıkları arasında çelişki olan ihtiraslı bir kadın ve Mualla’dan herhangi bir cevap alamayan Muharrir’in karşısına çıkar. Muharrir’in Vildan ile olan ilişkisinde de bağlayıcı unsur kitap “Çıplakları Giydirmek” olur..
Muharir (Yazar): bir gazetede köşe yazarlığı yapan, geçimini yazılarıyla sağlayan, otuz iki yaşında olmasına rağmen çok yaşlı bir görüntüsü olan kişiliğe sahiptir. Bir Adamın Hikâyesi adlı kitabı yazan Muharrir, romanın merkezinde yer alıp, olayların başlamasında, gelişmesinde ve sonlanmasında son derece işlevsel özelliklere sahiptir. İnsanların ruhi tasvirlerini çok iyi yapabilen, düşüncelerinde daima kuvvetli ve kararlı olmaya çalışan güçlü iradeye sahip bir insan. Muharrir de tıpkı Mualla ve Vildan gibi her şeye, herkese şüphe ve tereddütle yaklaşır. Bu sebepten dolayı tereddütten karara geçemez.

Onun yaşadığı buhran, intihar teşebbüsünü bile eyleme dökememesine neden olur; fakat romanın sonunda Muharrir, harp sonu devresinin kapandığını, şüphe ve tereddüdün ortadan kalktığını, yeni bir hayat tarzının vücuda geldiğini, her şeyin ‘‘aile, milliyet duygusu, beşerî alakalar’’ (s.240) başkalaşmak üzere yerinde kalacağını belirterek ümit temini ön plana çıkarır. Böylelikle romanın merkezinde yer alan şüphe ve tereddüt hâlleri ve nedenleri Muharrir tarafından dile getirilirken yine bu kavramlardan kurtuluşun reçetesi de onun tarafından sunulur.
Raif: Muharrir’in yakın bir dostu olan Raif, Mualla’ya okuması için muharririn Bir Adamın Hikâyesi adlı eserini getirir.

Peyami Safa’nın Biyografisi

Yazar 2 Nisan 1899, İstanbul’da doğdu. 15 Haziran 1961, de öldü. Çömez, Safiye Peyman, Serâzad, Server Bedî takma adlarını da kullandı. Babası şair İsmail Safa’dır, annesi Server Bedia Hanım, dedesi bir divan dolduracak kadar şiir yazmış olan Trabzonlu Mehmed Behçet Efendi’dir. Amcası Ahmed Vefa, lirik şiirleri ile duyarlıklı bir şair olacağını duyumsatırken cinnet geçirerek genç yaşta öldü. Diğer amcası Ali Kâmi Akyüz’ün eğitimle ilgili kitapları, çeviri romanları vardır. Ağabeyi İlhami Safa şiirle uğraştı ve gazetecilik yaptı.

Peyami Safa, ilköğrenimine Gedikpaşa’da Menbau’l-İrfan İptidai Mektebinde başladı. Dokuz yaşında iken sağ kolunda başlayan ve uzun yıllar tedaviyi gerektiren bir mafsal rahatsızlığı nedeniyle çocukluk yıllarını hastanelerde ve doktorlara gidip gelerek geçirdi. Vefa İdadisinin rüştiye kısmına başladıysa da (1910) bitiremedi. Hastalığı da geçim sıkıntıları nedeniye okula gidemedi kendi kendini yetiştirdi. Henüz on üç yaşında iken çalışmak zorunda kaldı. Posta Telgraf Nezareti (Bakanlığı) Muamelât Kalemine memur olarak girdi (1914). Bu arada, Abdullah Cevdet’in hediye ettiği Petit Larousse’u, daha çok kendi gayretiyle ve adeta ezberleyerek Fransızca öğrendi. Değişik alanlarda yaşıtlarının çok üzerinde bilgi ve kültür sahibi oldu. Bilgisi ve yazı yazma yeteneği nedeniyle, Özel Rehber-i İttihad Okuluna önce mubassır, daha sonra öğretmen olarak kabul edildi. Düyun-ı Umumiye’de (1914-18) çalıştı. İlhami Safa ile birlikte Yirminci Asır adlı akşam gazetesini çıkararak (1919) gazeteciliğe başladı. 1937’de Ayşe Nebahat Erinç’le evlendi.

eyami Safa; Türk Musikisi Federasyonu, Güzel Sanatlar Birliği, Türk Felsefe Cemiyeti, Türk Dil Kurumu, Türk Edebiyatçılar Birliği gibi sanat ve kültür kuruluşlarında kurucu ve faal üye olarak görev aldı. Demokrat Parti iktidarının icraatını savunduğu için, 27 Mayıs 1960 hükümet darbesinden sonra ağır suçlamalara maruz kaldı. Türk Dil Kurumu ve Türk Edebiyatçılar Birliğinden bu görüşleri sebebiyle çıkarıldı. 1961’de Erzincan’da yedek subay öğretmen olarak görev yapmakta olan tek çocuğu Merve Safa’yı kaybetti. Birkaç ay sonra, bir kalp krizi sonunda İstanbul Çiftehavuzlar’da bir dostunun evinde öldü. Mezarı Edirnekapı Şehitliğindedir.

Peyami Safa’nı Eserleri

  1. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu – Beta Yayınları / Alkım Yayınevi / Ötüken Neşriyat
  2. Fatih-Harbiye – Beta Yayınları / Alkım Yayınevi / Ötüken Neşriyat
  3. Canan – Alkım Yayınevi
  4. Edebi Akımlar ve Fikir Cereyanları – Boğaziçi Yayınları
  5. Deli Gönlüm – Alkım Yayınevi
  6. Kartal Pençesinde – Alkım Yayınevi
  7. Biz İnsanlar – Alkım Yayınevi
  8. Yalnızız – Alkım Yayınevi / Ötüken Neşriyat
  9. Sözde Kızlar – Alkım Yayınevi / Ötüken Neşriyat
  10. Nasyonalizm, Sosyalizm, Mistisizm – Boğaziçi Yayınları
  11. Selma ve Gölgesi – Alkım Yayınevi
  12. Yazarlar, Sanatçılar, Meşhurlar – Ötüken Neşriyat
  13. Kadın, Aşk, Aile – Ötüken Neşriyat
  14. Din, İnkılap, İrtica – Ötüken Neşriyat
  15. Sosyalizm, Marksizm, Komünizm – Ötüken Neşriyat
  16. Sanat, Edebiyat, Tenkit – Ötüken Neşriyat
  17. Osmanlıca-Türkçe Uydurmaca – Ötüken Neşriyat
  18. Cumbadan Rumbaya – Ötüken Neşriyat
  19. Kavga Yazıları – Boğaziçi Yayınları
  20. Bir Akşamdı – Ötüken Neşriyat
  21. Mahşer – Ötüken Neşriyat
  22. Matmazel Noraliya’nın Koltuğu – Ötüken Neşriyat
  23. Bir Tereddüdün Romanı – Ötüken Neşriyat
  24. Şimşek – Ötüken Neşriyat
  25. Attila – Ötüken Neşriyat
  26. 20. Asır, Avrupa ve Biz– Ötüken Neşriyat
  27. Eğitim, Gençlik Üniversite – Ötüken Neşriyat
  28. Cingöz Recai – Kral Faruk’un Elmasları – Genç Damla Yayınevi
  29. Cingöz Recai – Cingöz’ün Esrarı – Genç Damla Yayınevi
  30. Cingöz Recai – Arsen Lüpen İstanbul’da – Genç Damla Yayınevi
  31. Cingöz Recai – Arsen Lüpen İstanbul’da 2 – Genç Damla Yayınevi
  32. Cingöz Recai – Zeyrek Cinayeti – Genç Damla Yayınevi
  33. Cingöz Recai – Zeyrek Cinayeti 2 – Genç Damla Yayınevi
  34. Cingöz Recai – Tiyatro Baskını – Genç Damla Yayınevi
  35. Cingöz Recai – Esrarlı Köşk – Genç Damla Yayınevi
  36. Cingöz Recai – Elmaslar İçinde – Genç Damla Yayınevi
  37. Cingöz Recai – Mişon’un Definesi – Genç Damla Yayınevi
  38. Cingöz Recai – Sultan Aziz’in Mücevherleri – Genç Damla Yayınevi
  39. Cingöz Recai – Cingöz Kafeste – Genç Damla Yayınevi
  40. Cingöz Recai – Sherlock Holmes İstanbul’da – Genç Damla Yayınevi
  41. Cingöz Recai – Şeytani Tuzak – Genç Damla Yayınevi
  42. Cingöz Recai – Kaybolan Adam – Alkım Yayınevi
  43. Göztepe Soygunu – Genç Damla Yayınevi
  44. Cesur Çocuklar – Genç Damla Yayınevi
  45. Küçük Alp’in Yıldızı – Genç Damla Yayınevi
  46. Bir Varmış Bir Yokmuş – Genç Damla Yayınevi
  47. Amerika’da Bir Türk Çocuğu – Genç Damla Yayınevi
  48. Havaya Uçan At – Genç Damla Yayınevi
  49. İki Öksüz Arkadaş – Art Basın Yayın
  50. Aydede Dizisi – Genç Damla Yayınevi
  51. Billur Köşk Masalları 1 – Genç Damla Yayınevi
  52. Billur Köşk Masalları 2 – Genç Damla Yayınevi
  53. Kağıthane Faciası – Genç Damla Yayınevi
  54. Deniz Kızı – Genç Damla Yayınevi

Peyami Safa’nın Dil ve Üslubu

Peyami Safa, şiir dışında edebiyatın hemen her türünde eser vermiş üretken bir yazar. Peyami Safa da dili cümleyle düşünür. Ona göre, kelimelerin dildeki yerleri, görevleri ve dile kattıkları “ancak cümle içinde anlaşılır. Yine ona göre kelimeler cümle dışında ölü kalıplardır. Dil benliğini de, kelimelerinin bu cevherli münasebeti sırasında bulur. Benlik, millidir ve her dilin benliği, gramerinde, sözdiziminde, yabancı kelimelere yüklediği anlam zenginliğindedir. Kelimeler cümlelere girip çıktıkça, farklı görevlerle kullanıldıkça, anlamını çoğalttıkça değer kazanır. Öyle ki dile yeni girmiş yabancı bir kelime bile bu süreçte milletin ruhunu yansıtıp üstündeki yabancılığı atar, atabilir de Türkçe bir kelime ruha uzak düşüp Türkçeye yabancılaşır.

Yabancılaşabilir. Peyami Safa’ya göre, Türkçe, gergindir. Hastadır. Bir ucundan yabancı kelime hayranları, bir ucundan da öz Türkçeciler çekeler, bu tansiyon yüksekliği onu kimi hastalıklara uğratır. Dil dilden kelime alır. Hatta almak “zarurettir”. Veya şöyle: “Saf ve katıksız dil olmaz. Bu çok yönlü sanatçının, on bir romanındaki kelime hâzinesi, dil ve üslûp özelliklerini incelemeye yönelmemiz, çok zengin bir dil ve üslûba sahip olan romancımızın eserlerinin, daha önce böyle bir incelemeye girmemiş olmasındandır. Sanatçının dili ve üslûbu akıcı ve canlıdır. Türkçe’nin bütün imkânlarından faydalanmış, söylemek istediği çapraşık bir konuyu dahi, bir çırpıda birkaç cümle ile ifade edebilmiştir.

Millî Edebiyat Devrinde dil; şuurlu bir şekilde ele alınmış, bütün süslerden, lüzumsuz kelime oyunlarından vazgeçilerek, anlaşılması kolay bir üslûbla kullanılmağa başlanılmıştır, İşte Peyami Safa da bu devri, dil açısından temsil eden Genç Kalemler Dergisi’nin fikirlerini kabul etmiş ve öyle yazmıştır. Romanlarında kullandığı bu temiz ve sade Türkçe yanında, konuları itibarı ile kullandığı Tıp ve Felsefe terimleri yüzünden hayli tenkit edilmiştir. Bu tenkitler gereksizdir. Çünkü; kullandığı terimlerin hiçbirisinin karşılığı Türkçe’de yoktur. Yazara göre; eğer bütün yabancı kelimeleri atacak olursak, o zaman dilimiz fakirleşecektir. O da Genç Kalemler yazarları gibi, aşırı bir özleşmeğe taraftar değildir.

Dilde sadeleşme hareketinde o kadar samimi idi ki; sadece eserlerini, sade bir dille vermekle kalmadı, aynı zamanda T.D.K. Yönetim Kurulu üyeliğine de girdi. Fakat T.D.K. yüzde yüz bir öz Türkçe istediği için, oradan ayrıldı. Bu değerli yazarın elinde, güzel Türkçemiz daha bir güzellik, akıcılık, canlılık kazanmıştır.  Peyami Safa, romancılık anlayışının gelişimi süresince, roman anlatıcısının aradan olabildiğince çekilmesini arzulamıştır. Romanda psikolojik çözümlemelere “insanın iç macerasının” anlatılmasına önem vermiştir. Romanda kurmaca gerçeklerin biyografik gerçeklerden daha değerli olduğunu söylemiş ve her bir yeni romanıyla yeni teknikler sergilemeyi arzulamıştır.

Gerçeklik hissi uyandıran romanların realist sıfatıyla; hayatı hayali bir taklitle yansıtan romanların ise romantik olarak nitelendirildiğini belirtir. Safa’ya göre yeni roman anlayışı ise Natüralizm, Realizm, Romantizm gibi ekollerden büsbütün başkadır. Yeni romanda beli başlı bir konu yoktur. Olayın anlatış sırası değişmiştir. Zaman ve mekân belirsizdir. Kimi romanların hakikatle de hiçbir münasebeti kalmamıştır. Romancı, kendisini muhayyilenin serbest akışına bırakmıştır. Yeni romanda vakanın, entrikanın, kronolojinin ve anlatmanın önemi neredeyse kalmamıştır. P. Safa’nın burada değindiği roman anlayışları bugün için “postmodern” ve “büyülü gerçekçilik”; anlatım teklikleri ise “bilinç akışı, parçalılık” olarak; eleştiri anlayışı da “okur merkezli eleştiri eğilimi” olarak adlandırılmaktadır.

Safa, roman türleri ve kişileri tartışmalarında dikkat çekici karşılaştırmalara da yer vermiştir. Öyle ki karakter edebiyatından popüler polisiye romana meyledilmesi durumu ile gerçek hayatta karakter sahibi insan yetiştirilememesi arasında bir ilgi kurmuştur.

Peyami Safa’nın Edebi Kişiliği

Türk edebiyatında roman, öykü, fıkra yazarı olarak tanınmıştır. Yapıtlarında olaya değil, psikolojik tahlillere ve ruh çözümlemelerine ağırlık vermiştir. Türk edebiyatında psikolojik roman türünün ustalarındandır. Bilinç akımı, iç konuşma gibi anlatım tekniklerinden yararlanmıştır. Romanları teknik bakımdan oldukça güçlüdür. Kişileri kültürlerine, kişiliklerine, yaşam biçimlerine uygun biçimde konuşturmuştur.

Doğu-Batı çatışması, ahlak çöküntüsü, varlığın sırları, toplumsal değişme sonucu ortaya çıkan bunalımlar romanlarında başlıca konulardır. Hemen her döneminde gelenekler, dönemler, anlayışlar, karşılaşmalar üzerinde durmuştur. “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” adlı romanı Türk edebiyatının ilk otobiyografik romanıdır. Türk edebiyatının mistik yazarlarındandır. Her şeyin kaynağını madde kabul eden anlayışa karşı çıkmış; ruhu, manevi değerleri ve inancı ön planda tutmuştur. Betimlemeleri oldukça güçlüdür. Romanlarında kendi dönemini anlatmış, çevreye ve olaylara kahramanlarının gözüyle bakmıştır.

Türkçeyi en iyi kullanan yazarlardandır. Sözcük dağarcığı oldukça geniştir. Akıcı ve canlı bir anlatımı vardır. Romanlarında kulağa hoş gelmeyen kötü sözlere yer vermemiştir. Ansiklopedik bilgilere sahip bir yazardır. Yüz kırka yakın eseri vardır. Sanat endişesi taşımadan para kazanmak geçimini sağlamak için yazdığı eserlerde “Server Bedii” takma adını kullanmıştır. Bu isimle yayımladığı “Cingöz Recai” polisiye dizi romanları büyük ilgi görmüştür. Bu isimle yazdığı “Cumbadan Rumbaya” ve “Selma ve Gölgesi” adlı romanları da ilgi çekmiştir.

“Yirmi Asır” adlı bir gazete çıkarmıştır. 8 ciltten oluşan “Kimdir, Nedir?” serisi vardır: Mussolini Kimdir Faşizm Nedir, Kar Marks Kimdir Markisizm Nedir, Rousseau Kimdir Liberalizm Nedir, Atatürk Kimdir Kemalizm Nedir, Ziya Gökalp Kimdir Türkçülük Nedir, Machievelli Kimdir Makyavelizm Nedir, Olivara Salazar Kimdir Korparatizm Nedir, Roosvelt Kimdir New Deal Nedir? 8 ciltten oluşan Objektif serisi vardır: Osmanlıca-Türkçe-Uydurmaca, Sanat-Edebiyat-Tenkit, Nasyonalizm-Sosyalizm-Marksizm, Din-İnkılâp-İrtica, Kadın-Aşk-Aile, Yazarlar-Sanatçılar-Meşhurlar, Eğitim-Gençlik-Üniversite, 20.Asır-Avrupa-Biz.

Bir Teredüddün Romanı’nda Bakış Açısı

Psikolojik-Sosyal roman örneği olan “Bir Tereddüdün Romanı” adlı eserde, birinci kişi anlatıcı ile üçüncü kişi anlatıcının birbirleriyle yer değiştirerek sürekli bir dönüşüme uğradığı görülür. Tereddüt ve şüphe krizine yakalanan insanların, aşk ilişkileri çerçevesinde gelişen hayat hikâyeleri anlatılır. Dört bölümden oluşan romanın birinci ve üçüncü bölümlerinde 3. şahıs anlatıcıya yer verilirken; ikinci ve dördüncü bölümlerinde 1. şahıs anlatıcının varlığı söz konusudur.

Eserin birinci bölümünde, Muharrir’in arkadaşı Raif tarafından Mualla’ya ‘‘Bir Adamın Hikâyesi’’ adlı bir kitap tavsiye edilir. Bu eserde Mualla uyuşturucu komasına girmiş, otel odalarına yalnızlıktan yakınan ve ‘‘beni yalnız bırakmayınız’’ nidâlarıyla seslenen bir roman kahramanı ile tanışır. Bu bölümde anlatıcı 3. şahıstır. Burada anlatıcı daha çok bilgi verme fonksiyonuyla karşımıza çıkar. Nitekim okuyucu, birinci bölümde 3. şahıs anlatıcı tarafından sunulan Mualla hakkında bilgi sahibi olur.


Bir yorum yazın


İçindekiler