Uzunluğuna Göre Anlatı (Kurgu) Türleri

Anlatı: bir öykü anlatan ya da sunan her şeyi kapsar. Dolayısıyla romanlar, oyunlar, filmler, karikatürler vb., bunların hepsi anlatıdır.

Öykü: içinde karakterlerin yer aldığı bir olaylar dizisidir. Olaylar dizisi hem doğal hem de doğal olmayan (sel, araba kazası) olayları içerir. Karakterler bir öyküde; eyleyen (bir olaya sebep olan) mağdur/kurban (etkilenen) ya da yararlanan (bir olaydan etkilenen) olarak yer alabilirler.

Anlatı (Kurgu) Türleri

Anlatı (Kurgu) Türleri

Uzunluklarına, kelime sayılarına göre Kurgu Türleri

7.500 kelimenin altındaki bir kurgu çalışması genellikle kısa bir hikâye kabul edilse de kısa bir hikâyenin maksimum uzunluğunu 30.000 hatta 40.000 kelimeye arası kabul edenler var. 60.000’den fazla kelime yazdıysanız, roman diyebilirsiniz. Roman içinde uzunluk, türe bağlı olarak değişse de 80.000-90.000 kelime kabul edilebilir.

Öyleyse kısa öyküler mi yoksa daha uzun bir çalışma mı yazmalısınız?

Yeni yazanlar için kısa hikâyeler avantajlıdır. Yazdığınız her hikâye yeni bir başlangıç, farklı bir şey deneme şansı sunar. Kısa öyküler yazmak, bize tecrübe kazandırır. Kısa bir öyküde mekân sınırlı olduğu için her kelime önemlidir. Bu şekilde, iyi bir kısa hikâye şiir gibidir. Hikâyeler çoğu zaman söylediklerinden daha fazlasını ima eder ve hikâyenin çerçevesinin ötesinde bir dünya önerir.

Romanda büyük bir proje üstlenmenin zorluğu var.

Roman da olaylar ve ana olayla diğer olayların örüntüsü çok önemlidir. Romanda kendinizi karakterlerin dünyasına bir süre konuk olmanızı zorunlu kılar. Olayları dünyasına ve mekanına dalmak zorunda kalırsınız, orada bir süre yaşama

Hikâyenizi yapılandırmak için gelenek ve kural var.

Ancak tecrübe kazandıkça bu kuralları bükerek geleneklere yeni bir yaklaşım getirebilirsiniz.

Kurgu nedir?

Kurgu hayale inanmaktır. Bir hikâye doğruysa kurgu değildir. Eğer hayaliyse, düş ürünüyse kurgudur.
Masallar kurgudur. Gazete makaleleri kurgusal değildir biyografileri ve anılar da öyle. İyi bir kurgu bir gazete yazısından daha gerçek gibi görünür. Bu yüzden, hikâyede karakterleri arkadaşlarınız ya da düşmanlarınızmış gibi hissedebilirsiniz. Hikâye de sunulan mekân hayali de olsa, okuduğunuz hayali bir yeri ziyaret etmiş gibi hissedebilirsiniz.

Yetenekli bir yazar okuyucunun zihninde bir tür rüya yaratabilir.

Bu bir sihir numarası gibi ve nasıl yapılacağını öğrenebileceğiniz bir şey. Muhtemelen bazen gerçek hayatınızdan ayrıntıları alan ve hepsini yeni bir şeye karıştıran hayalleriniz vardır.  Hayalinizde yer alan gerçek karakterleri, hayali karakterlerle bütünleştirebilirsiniz. Gözlemlediğiniz bir banka memuru, bir polis, babaanneniz bir hikâyenin karakterine değişik bir adla bürünebilir.

Yazarlar gerçek detayları, hayali detaylarla bütünleştirebilirler.

Yazarların hayatındaki her şey bir kurgu eserinde ortaya çıkabilir: Tanıdığı insanlar, kulak misafiri olduğu olaylar, yürüdükleri sokaklar, kaldırımlar, gazetede okuduğu olaylar, sahip olduğu duygular… Tıpkı rüyalarda olduğu gibi, bu gerçek detaylar bir öykü ya da romanda çok farklı bir şekil alabilir. Köpek korkunuz kurgusal bir karakterin yükseklik korkusuna dönüşebilir. Lisede arkadaşlarınızla takıldığınız terk edilmiş kulübe, kurgusal kaçağın gizlenme yeri olabilir. Çekici, yakışıklı komşunuza karakterinizi çıkmaz bir ilişkiden kurtaran romantik kahraman ya da kahraman olarak başrol verebilirsiniz.
Yazar Sue Grafton, eski kocasını öldürmeyi hayal etmesinin ilk cinayet gizemini yazmasında ilham verdiğini söylemiştir.

Hikayeler hayale inanmaktır, ancak unutmayın detaylar ve duygular gerçektir.

Bu, yazarın hikâyeyi daha canlı bir şekilde hayal etmesine ve okuyucu için yoğun bir deneyim yaratmasına yardımcı olabilir. Ortega Gasset´in dediği gibi, ” Güzel görmeyi bilen açık iki çift gözünüz varsa, dünyadaki her şey mükemmel ve şaheserdir.”Walter Kempowski kendi ailesini kelimelerle yeniden tasvir etti ve bir daha ölmemek üzere canlandırdı.

Hikâyeler Gerçek Bir Hayatı Bir daha Silinmemek Üzere Yeniden Kurgulayabilir

Erich Maria Remarque savaş hatıralarını yazdı ve bu eserine “Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” ve “İnsanları Seveceksin”de; savaş içindeki insanları anlatır. Bu eserde savaş, çarpışan insanların savaşı değildi, okul sıralarından, çalıştıkları işyerlerinden, sevdiği insanlardan zorla koparılarak savaş alanlarına gönderilmiş insanlardı.

Guy de Maupasant’a Göre Hikâye Konular Arnavut Kaldırımların Üzerindedir

Guy de Maupasant bir gün bir arkadaşına en basit konuda bir roman yazabileceğini iddia etmiş, arkadaşı yerden eğilip aldığı bir sicimi, Maupassant’a verir ve “Sicim” isimli şaheser eserin konusu ortaya çıkar: Tedarikli bir köylü sokakta bir ip bulur ve eğilip, ipi yerden alır, belki bir gün bir işe yarar, diye düşünür. Tam o sırada adamın biri cüzdanını kaybeder. Olayı takip eden bir gözlemci, adamın yere eğildiğini görür ve şahit olarak köylünün cüzdanı çaldığını söyler. Adam, her ne kadar suçsuz olduğunu savunursa da kimse ona inanmaz. Cüzdan bulunup, sahibine verildikten sonra bile, köylü bu şüpheyi üzerinden bir türlü atamaz. Zavallı adam dünyası kararmış bir şekilde, ölüm döşeğinde bile suçsuz olduğunu söyler, durur. Son sözü: “Bir küçük sicim…İşte bakın, Bay başkan… küçük bir sicim.” olur.

Kurgunun Konusu Bizim Hayatımızla İlgili de Olabilir

Kurgunuzun konusunu, olayın öyküsünü kendi hayatınızdan bulabilirsiniz.

Kurgunun Adını Kelimelerin Sayısı Belirler

Olayla ilgili kurgusal anlatı en kısa 7500 ve daha uzun 30.000-40.000 kelime arası ise “hikâye”, 80.000-90.000 kelime aralığından ise “roman” olarak adlandırılır.


Bir yorum yazın


İçindekiler